Makale: Özhan Öztürk

Karadeniz ve Hazar çevresindeki petrol yataklarından ilk olarak Strabon bahsetmiş, Ortaçağ’da Azak Denizi civarındaki petrol sızıntıları Bizanslılar tarafından “Rum ateşi [1]” adıyla silah olarak kullanılmışsa da petrolün aydınlatma amaçlı ticari potansiyeli ancak 19. Yüzyılda anlaşılabilmiş, bu dönemde Romanya’da Ploeşti ve Azerbaycan’da Bakü civarındaki rezervler yabancı şirketlerin dikkatini çekmiştir.

Türkiye’nin Karadeniz’de petrol arama faaliyetleri

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren çağın en önemli enerji ham maddesi

Türkiye’nin Karadeniz’de petrol arama faaliyetleri

olan petrole gereken önemi vermiş, petrol arama işi önce MTA‘ya daha sonra da TPAO‘ya devredilmişse de 1954 yılında yabancı sermaye şirketlerinin de petrol arama ve işletme yapmasına da izin verilmiştir. Yılda yaklaşık 2-3 milyon ton civarında ham petrol üretebilen Türkiye’nin günümüze değin sondajla test edilmediği iki bölgesi kalmış olup, bunlar su derinliğinin 2 bin metreyi bulduğu Orta Karadeniz’de Sinop-Samsun, Doğu Karadeniz’de Trabzon-Rize-Sarp açıklarıdır. Doğu Karadeniz’de TPAO-BP-Chevron ortaklığı tarafından açılan ilk sondajda petrol bulunamayınca, ortaklık denizde petrol arama faaliyetlerini bitirmiş ama umutlar tükenmemiştir. KTÜ Jeoloji Mühendisliği Petrol Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadettin Korkmaz, Yıllardır bilinen Sinop Boyabat’ta karada ve Rize Çayeli açıklarında denizdeki petrol sızıntılarının varlığına ve bölgesel jeolojik verilerde Karadeniz’in bu kısımlarının ümit verici potansiyel bir bölge olduğuna dikkat çekmiş, 500 milyon dolarlık bir bütçenin yanı sıra en az 5 arama kuyusu açılması halinde Türkiye’nin kaderini değiştirecek boyutta petrol rezervleri bulunabileceğini iddia etmiştir.[2] Türkiye’nin umudu olan Karadeniz’deki petrol yatakları uzun tartışmalar ve hararetli görüşmelerin nihayetinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Exxon Mobil şirketi Karadeniz’in derin deniz alanlarında petrol ve doğal gaz aramalarında bulunmak için 19.11.2008 tarihinde bir işbirliği anlaşması imzalamasıyla yeni bir bekleyiş sürecine girmiştir.

Karadeniz Stratejik Boru Hatları

Petrol ihtiyacının % 45’ini Ortadoğu’dan gaz ihtiyacının % 42’sini Rusya’dan karşılayan ve dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olmasının yanı sıra ABD ve Çin’le birlikte 3 büyük enerji tüketicisinden birisi olan AB, günümüzde enerji ihtiyacının % 50’sini ithalat yoluyla temin etmekte olup, 2030’da petrolde % 90, doğal gazda % 70 oranında dışa bağımlı hale geleceği ve doğal gaz ihtiyacının % 60’ını Rusya’dan temin edeceği öngörülmektedir.[3] 2005 yılı için AB ülkelerinin Rusya’dan ithal ettikleri gaz oranı Avusturya % 74, Çek Cumhuriyeti % 70, Estonya % 100, Fransa % 26, Finlandiya % 100, Almanya % 39, İtalya % 30, Polonya % 50’yi bulmaktadır[4]. 14 Şubat deklarasyonunda ABD patentli bir argüman olan “Genişletilmiş Karadeniz Bölgesi”nin AB yetkilileri tarafından kullanılması da ilginç bir tesadüf olmayıp, Rusya’nın enerjide tekel oluşturması ve AB’yi Rusya’ya bağımlı kılan mevcut konjonktürün değiştirilmesi ve alternatif enerji hattı projelerinin gündeme gelmesi hem AB hem de ABD’nin ortak hedefi olduğu için söylem de ortaktır.

Aralık 2005’de Rus gaz tekeli Gazprom’un gaz fiyatları üzerindeki bir anlaşmazlık üzerine Ukrayna’ya bir süre için gaz vermeyi kesmesi Avusturya, İtalya, Polonya ve Almanya’nın olumsuz etkilenmesine sebep olmuş, gaz krizi birkaç gün içerisinde çözülene dek Avrupa’daki boru hatları içerisindeki gaz basıncı % 30’lara dek inmiştir.[5] Almanya ileride benzer durumların yaşanabileceğini tahmin ettiğinden, Polonya ve Litvanya’nın protestolarına karşın 2005 yılında Rusya ile Kuzey Avrupa Boru Hattı adı altında alternatif bir doğalgaz boru hattının inşasına başlamıştır.[6]

Karadeniz havzasında yer alan mevcut enerji hatları şunlardır:

  1. Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu: Kazakistan petrolünün Rusya’nın Karadeniz üzerindeki Novorossisk limanından tankerlere yüklenerek Türkiye Boğazları üzerinden dünya pazarlarına satılmasını amaçlayan bir projedir.
  2. Bakü-Tiflis- Ceyhan Boru hattı: Temmuz 2006’da açılan hat günde 600 bin varil Azeri petrolünü Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Akdeniz limanı Ceyhan’a akıtacak ve Boğazların kullanımına gerek kalmayacaktır.
  3. Güney Kafkas Gaz Boru hattı: Bakü-Tiflis- Ceyhan Boru hattına paralel olarak inşa edilen hatta gaz taşınacak ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya aktarılacaktır.
Trans Sibirya Boru Hattı

1978 yılında Sovyetler Birliği döneminde Yamburg gaz sahasından bir boru hattı

Urengoy-Uzhgorod kıtalararası boru hattı konulu Rus pulu, 1983

vasıtasıyla Avrupa’ya gaz taşınması önerilmişse de sonradan Urengoy sahasında karar kılınmış, proje 1981’de başta Deutsche Bank’ın 3.4 milyar Alman markı kredi vermesi sonradan Japon ve Fransız bankalarının da desteğiyle 1982-84 yılları arasında 4.500 km boyunca inşa edilerek hayata geçirilmiş, “Batı Sibirya Boru Hattı” ve “Trans Sibirya Boru Hattı”nın yanı sıra Batı Ukrayna’daki Uzhgorod’da sonlandığı için “Urengoy–Pomary–Uzhgorod Boru Hattı” adıyla da tanınmıştır.

Dönemin ABD başkanı Ronald Reagan, boru hattının batıya doğru uzatılarak Avrupa’nın Sovyet doğal gazı kullanmasının ABD menfaatlerine aykırı görmüş, Avrupa ve Japon bankalarını uyarmış, Amerikan şirketlerine Sovyetler’e boru hattı projesine kullanılabilecek malları satmalarını yasaklamış ve muhatap ülkelere diplomatik yollardan bu projenin Avrupa enerji dengesini bozacağını bildirmiştir.[7] Avrupalı Müttefikler anlaşmanın imzalandığı gerekçesiyle Amerikan baskısına boyun eğmemek istemişlerse[8] de 1980-84 arasında şiddetle uygulanan ambargo ve Avrupa şirketlerinin zayıflığı, Amerikan baskısının olumlu sonuç vererek boru hattının Batı Avrupa’ya ulaşmasını engellemiştir.[9]

Mavi Akım

Türkiye ile Rusya arasında 15 Aralık 1997’de imzalanan anlaşma ile başlayan ve 17 Kasım 2005 günü Samsun’da resmi açılışı[10] yapılan Mavi Akım Projesi vasıtasıyla, Rusya’nın zengin doğalgaz rezervlerinin bulunduğu Zapolyarnoye, Beregovoye sahalarından, Birleşik Gaz Dağıtım Şebekesi ile İzobilnoye bölgesine akıtılan doğal gaz Karadeniz’in yatağından Samsun’a oradan da Ankara’ya sevk edilmektedir. 1.213 km uzunluğundaki boru hattının Djubga ve Samsun arasına döşenen 61 cm çapında 2 paralel hattan oluşan 392 kilometre uzunluğundaki Karadeniz bölümü, dünyada 2 bin 150 metre derinliğe döşenen ilk boru hattı özelliğini taşımaktadır[11]. Hattın döşenmesinde Karadeniz tabanının derin bölgeleri için 7 bin ton kapasiteli vinçle, bilgisayar kontrollü dinamik denge sistemine sahip 2 bin 500 metre derinliğe kadar boru döşeyebilen Saipem-7000 gemisi sığ bölgeleri için ise Castoro-8 gemisinden yararlanılmıştır.

Türkiye’nin Rusya’dan 25 yıl süre ve kademeli artışla yıllık 16 milyar metreküpe kadar doğalgaz alımını kapsayan Mavi Akım projesi yaklaşık 3.2 milyar dolara mal olmuş, Rusya Federasyonu toprakları içindeki 372 kilometrelik kısmı, İtalyan Eni grubu ve Gasprom arasında kurulan inşaat ve işletme ortaklığı, Türkiye kara bölümünü ise Öztaş-Hazinedaroğlu-Stroytransgas konsorsiyumu tarafından gerçekleştirilmiştir. Gerek Karadeniz’in yoğun hidrojen sülfür dolu tabanından geçecek olması gerekse enerjide Rusya’ya bağımlılık yaratacağı düşüncesi Türk kamuoyunda tartışılmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Orta Asya ve Kafkasya devletlerinde bulunan petrol ve doğal gaz zenginliklerinin Avrupa’ya taşınması küresel ve bölgesel güçlerin çatışma nedeni olmuştur.  ABD,  Avrupa’nın enerji açısından Rusya ve İran’a bağımlılığını asgariye indirebilmek için Rusya’yı devreden çıkaran Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi formüllere destek olmaktadır. Rusya ise petrol ve doğal gazın boru hatlarıyla Kafkasya üzerinden Karadeniz’deki Novorossisk Limanı’na pompalanmasını buradan boru hatları veya tankerlerle İstanbul Boğazı yoluyla uluslararası piyasalara arzını hedeflemektedir. Türkiye iki boru hattına da topraklarını açarak hem stratejik önemini arttırmaya çalışmakta hem de iki güç arasında denge politikası sürdürmeye çalışmaktadır. ABD, enerji yollarının geçtiği Kuzey Afrika, Kafkasya,  Orta Asya, Hazar havzası, Basra Körfezi, Kızıldeniz, Doğu Akdeniz ve Karadeniz gibi stratejik bölgeleri denetimine alarak Rusya, Çin, Hindistan ve AB gibi bir adım geriden gelen rakiplerinin önünü kesmeye çalışmaktadır. Karadeniz, Hazar havzası ile Orta Asya petrol ve gazının Batı pazarlarına erişiminde etkinliği gittikçe arttırmasının yanı sıra, alternatif enerji hidrojen üretim potansiyeli ile stratejik önem kazanınca Rusya’nın stratejik konumunu kısıtlamak isteyen ABD, -Rusya hatta Türkiye’nin muhalefetine rağmen- NATO’nun genişleme stratejisini kullanarak Karadeniz’de bir askeri güç oluşturmayı hedeflemektedir. Bu amaçla terörle mücadele adı altında Akdeniz’de NATO bünyesinde faaliyet gösteren Aktif Çaba[12] adlı deniz gücü operasyonunun görev alanının, Karadeniz`i de kapsayacak şekilde genişletilmesini istemiş, hatta Ukrayna ve Gürcistan’da renkli devrimlerle iktidara gelen Batı yanlısı iktidarın yanı sıra bir dizi anlaşma ile Bulgaristan ile Romanya’nın desteğini sağlamışsa da Mayıs 2006’da bu önerisinden vazgeçmiştir.

2 Nisan 2001’de Türkiye’nin liderliğinde, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’nın katılımlarıyla kurulan BLACKSEAFOR’un (Black Sea Naval Co-operation Task Group) görevleri başta Karadeniz’de arama-kurtarma operasyonları, insani yardım, çevre koruma harekâtları, mayın temizleme faaliyetleri olarak tanımlanmışken, ABD’nin Karadeniz atağına karşı hamle olarak 7 Temmuz 2004 tarihinde görev tanımına terörizm ile mücadele ve kitle imha silahlarının yasa dışı yollardan yayılmasının önlenmesi de eklenmiştir.

Rusya, Ukrayna ile zaman zaman gerilen ilişkilere rağmen Karadeniz filosuna ev sahipliği yapan Sivastopol deniz üssünün 2017’de sona erecek kullanım anlaşmasının süresini uzatmayı başarmış[13] ve 2020 yılına kadar 15 yeni gemi ve denizaltı ile yenilemeye karar vermiştir.[14] Antlaşma Duma’da % 98’lik bir çoğunlukla onaylanırken Ukrayna Parlamentosu’nda kavgalı bir oylama sonucunda 450 oyun 236’sını alarak geçebilmiştir.[15] Rus Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Vladimir Masorin, 2006 yılında Sivastopol’daki deniz üssünde yaptığı konuşmada Rusya’nın Akdeniz’e yeniden dönme planlarını[16], Novorossisk limanına yeni mayın tarama, çıkarma gemileri ve denizaltılar sevk etmeye hazırlandığını, tek uçak gemisi olan Amiral Kuznetsov’un Karadeniz’e planlı ziyaretler yapacağını, yeni uçak gemisi yapımına 2015 yılında başlayacağını ve 2027 yılında 6 uçak gemisi tamamlanacağını açıklamıştır[17]. Washington Times gazetesi bu açıklamayı “Rusya’nın gözü Akdeniz’de” başlığı ve Rusya’nın, Ceyhan’a yakın, Suriye’nin Tartus kentinde kalıcı ve her türlü hizmet veren bir deniz üssü kurmak istediği iddiasıyla duyurmuştur. Sözün özü ABD’nin bölge Karadeniz’de askeri ağırlığını arttırarak Mavi Akım’ın kaynağına yaklaşma çabasına karşın Rusya, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının limanına doğru bir adım atmıştır. ABD, Ukrayna’ya NATO üyesi yaparak Sivastopol’daki Rus Karadeniz Filosu’nu yerinden etmek hatta mümkün olursa kendi donanmasını yerleştirme hesapları yapmaktaysa da 7 Şubat 2010 seçimlerini Rusya’nın adamı olarak bilinen V. Yanukoviç’in kazanması ve üssün süresini 1042’ye dek uzatması Washington’un planlarını alt-üst etmiştir. Karadeniz filosuyla ilgili yaptığı Ukrayna’nın jestine Rusya da doğalgaz fiyatında yaptığı indirimle karşılık vermiş, Ukrayna doğalgazın bin metreküpünün fiyatının 333 doları bulması durumunda Ukrayna’ya yüzde 30 indirim, doğal gaz fiyatının 333 doları aşması durumunda ise, Ukrayna’ya bin metreküp doğal gazdan 100 dolar indirim yapılacağını karara bağlamıştır. Eski başbakan Yulia Timoşenko öncülüğündeki muhalefet “Toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi kaybediyoruz” sözleriyle endişesini sertçe ifade ederken hükümet Ukrayna’nın ekonomik darboğazdan kurtarılmasının en büyük öncelik olduğunu ileri sürmüştür. Rusya’nın Karadeniz havzasındaki hayati çıkarlarını koruyabilmek için Karadeniz filosuna ve Ukrayna’nın desteğine ihtiyacı bulunmaktadır. Timoşenko’nun Batı yanlısı politikaları Batı’dan ancak sınırlı miktarda destek alırken, ülkenin yaşadığı ekonomik darboğazdan çıkabilmesi için somut tedbirler geliştirememiştir. Ukrayna’nın doğusunda yaşayan Rusya ile yakın ilişkilerin devam ettirilmesini isteyen seçmen kitlesi Yanukoviç’in şahsında Rusya’yı destekleyerek iktidara getirmiş dahası Rusların doğalgazda yaptığı indirim 2010 fiyatlarıyla önümüzdeki 10 yıl içinde Ukrayna’nın 40 milyar dolar tasarruf yapmasını sağlayacaktır.[18] Ruslar, Karadeniz filosunun Kırım’da yaşayan binlerce Ukrayna vatandaşına istihdam olanağı sunmasının yanı sıra Rusların Ukrayna vatandaşlarına vize muafiyeti sağlanması ya da ortak yatırım olanakları gibi çeşitli ekonomik kozları doğru oynamayı başarmıştır.

Ağustos 2008’in ilk haftasında Gürcistan askerlerinin Güney Osetya’ya operasyon başlatması yüzünden Rusya ile Gürcistan arasında bir anda sıcak çatışmanın başlaması ve Rus birliklerinin Tiflis yakınlarına dek ilerlemesi de ABD’ye verilmiş bir gözdağı olmasının ötesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının güvenliği konusunda endişeleri arttırmıştır. ABD-Rusya rekabetinin yanı sıra Rusya, Türkiye’nin “güvenli enerji koridoru olma” iddiasını baltalayarak stratejik önemini sınırlamaya çalışmaktadır. Rusya bu amaçla Mavi-Akım’a ek ve devre dışı bırakıldığı Nabucco’ya alternatif olarak Yunanistan’la Burgaz-Dedeağaç boru hattıyla petrol taşımacılığı anlaşmasını imzalamasının yanı sıra yine Karadeniz’in dibinden geçerek Bulgaristan’a ulaşacak bir doğal gaz boru hattının yapımını öngören bir projeyi de yürürlüğe sokmuştur.

Güney Akım

Türkiye, Mavi Akım’ın yanı sıra Rus doğalgazına bağımlılığını kaldıracak ve enerji koridoru olmasını sağlayacak Nabucco Boru Hattı ile İran ve Türkmen gazını Avrupa’ya taşımayı ve ABD’nin de desteğiyle AB üyeliği sürecinde enerjiyi koz olarak kullanıp, birliğe girme şansını güçlendirmeye çalışırken Rusya ile ister istemez karşı karşıya gelmiş ve Ruslar,  AB ve NATO üyesi Bulgaristan’ın ardından da Sırbistan ile “Güney Akım” adı verilen -Ukrayna ile Türkiye’yi by-pass ederek- Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak yaklaşık 15 milyar dolarlık boru hattı anlaşmalarını imzalamışlardır.

Güney Akım Projesi (Kaynak South-stream.info)

İnşasına 2010 veya 2011 yılında başlanıp, 2015’de faaliyete girmesi planlanan ve yılda 63 milyar metre küp gaz pompalanması hedeflen Güney Akım boru hattı, İtalyan Eni ve Rus enerji devi Gazprom’un yine Karadeniz’in 2 bin metre altından 900 kilometrelik boru hattı döşeyerek Bulgaristan’dan Avrupa’nın kuzeyi ve güneyine dek ulaşacaktır. 6 Ağustos 2009’da Putin’in Ankara ziyareti sırasında Güney Akımın rotası konusunda Türkiye’nin onayını alınmasının ardından[19], Bulgaristan’ın topraklarından geçecek boru hatlarının tamamına sahip olması ısrarı projenin uygulanmasında sıkıntı yaratırken Gazprom’un Haziran 2010’da Romanya alternatifini değerlendirmeye almıştır. Bu tehdit üzerine Bulgaristan geri adım atmış 16 Temmuz’da Moskova ile Sofya arasında imzalanan bir anlaşma ile  % 50 ortaklığa razı olmuştur. Rusya Başbakanı Vladimir Putin Güney akımı doğalgaz boru hattı projesinin ”Nabucco’ya karşı olmadığını” her fırsatta tekrarlasa da[20] Nabucco’nun gerisinde kalmamak için aynı ay içerisinde Bulgar meslektaşı Boiko Borisov ve Yunanistan Başbakanı George Papandreou’yu arayarak çalışmaların hızlandırılmasını istemiştir.[21] 2018’den itibaren Avrupa’nın doğal gaz talebinin yaklaşık %15’ni temin etmesi öngörülen Güney Akım projesi ile ilgili görüşmeleri yürüten AB Komisyonu, 2014 Kırım krizi sonrası AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar çerçevesinde müzakereleri geciktirme kararı aldığını açıklamıştır.  Bunun üzerine petrol fiyatlarındaki düşüş ve ambargolarla ekonomisi zayıflayan Rusya, 30 milyar euroya yaklaşan maliyetiyle rasyonel olmaktan çıkan Güney Akım projesini 5 milyar dolara yakın harcama yapmasına karşın resmen iptal ettiğini Enerji Bakanı Aleksandr Novak aracılığıyla Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic ile telefon görüşmesinde AB’ye iletmiştir[22].

Nabucco, Güney Akım (South Stream) gaz boru hatları (Çizim:Samuel Bailey)

Nabucco

AB’nin enerji ihtiyacını karşılaması için inşaatına 2010 yılında başlanacak ve Rusya’yı tamamen aradan çıkaracak proje ise Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya’yı birleştirerek[23] uluslararası bir güzergâha sahip 3,300 km’lik Nabucco boru hattı olup, Avrupa’yı Hazar bölgesinde, Ortadoğu’da ve Mısır’da bulunan büyük gaz üretim sahalarıyla birleştirmeyi amaçlamaktadır. BOTAŞ (Türkiye), Bulgargaz (Bulgaristan), Transgaz (Romanya), MOL (Macaristan), OMV (Avusturya) ve RWE’nin  (Almanya) eşit hisseli ortaklığında toplam yatırım miktarı yaklaşık 5 milyar euroyu bulacak 3300 km uzunluğundaki hat 2012 yılında tamamlandığında, yıllık doğal gaz taşıma kapasitesi 31 milyar metreküp miktarına ulaşmış olacaktır.

Vladimir Putin’in 2007 Karadeniz Ekonomik İşbirliği zirvesinde Putin’in Avrupa’ya “Güney Akım” hattı kurarak Rus gazını Avrupa’ya taşıyacağını açıklaması ile Nabucco projesinde Rusya’yı dışlayan Türkiye’yi bölgesel ve küresel enerji oyunundan çıkarma hamlesi, yaklaşık 2 hafta sonra 20 Kasım gecesi İran Petrol bakanı Kazım Veziri Hamaneh’in Ankara’ya gelip mevcut doğalgaz ihtiyacının yarısını karşılayacak büyüklükte, 3 doğalgaz sahasını Türkiye’ye ihalesiz vermesi dahası Türkmenistan gazının İran üzerinden Türkiye’ye gelmesine olanak sağlamasıyla boşa çıkmıştır.[24] Anlaşmaya göre Türkiye ile İran arasında 2 bin kilometrelik doğalgaz boru hattı kurulacak, bu hattan sadece Türkiye’nin İran’dan alacağı gaz değil aynı zamanda Avrupa’nın da İran’dan alacağı gaz da geçecektir. İran ayrıca uzun yıllardır karşı çıktığı “Türkmenistan gazının kendi üzerinden geçip Türkiye ve Avrupa’ya ulaşması” konusunda da geri adım atmış ve Türkmenistan gazının geçişi için de ayrı bir boru hattı yapılması kararlaştırılmıştır ki bu kritik enerji anlaşması sayesinde Türkiye, Rusya’ya karşı elini güçlendirirken[25] Avrupa ile enerji pazarlığında ve AB üyeliği gibi siyasi konularda büyük koz sağlamıştır.

ABD’nin Romanya ve Bulgaristan ile yaptığı ikili anlaşmalarla ortaya çıkan Karadeniz sahillerine NATO donanma üssü kurulması konusu Türkiye’yi Montrö Sözleşmesi’nin uygulanmasıyla ilgili zor duruma düşürecek, Rusya ve ABD ile karşı karşıya getirebilecektir. Türkiye’nin Karadeniz’deki menfaatlerini doğru teşhis edip, Karadeniz’de egemenlik haklarından doğan hayati çıkarlarını büyük devletlerin (AB, ABD ve BM) karar ve eğilimlerine bırakmak yerine milli bir politikalar oluşturması gerekliliği askerlerce de vurgulanmıştır[26]. Rusya’nın saygın aylık ekonomi dergilerinden RBC, Gürcistan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya’da Ağustos ayında meydana gelen 5 günlük savaş ve NATO’nun buna karşı verdiği tepkinin ardından, eski Yugoslavya’nın ardından sıradaki sıcak noktanın Karadeniz olabileceğini ve Rusya’nın Karadeniz’de ki jeopolitik süreçlerden dışlanmamasının Türkiye’nin vereceği siyasi kararlara bağlı olduğunu ileri sürmüştür[27]. Yazıda Ankara’nın zaman içinde Moskova ve (Rusya’nın) ortakları olmadan boru hatlarının güvenliğini sağlayamayacağı kanaatine vardığı, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyareti, Kafkaslarda Güvenlik ve İşbirliği Platformu kurulması önerisi ve Güney Osetya senaryosunun Dağlık Karabağ’da gerçekleştirilmesini önleme girişimlerinin Ankara’nın Moskova ile yakınlaşmasının bir kanıtı olduğu belirtilerek NATO üyesi Türkiye’nin Rusya’ya Sivastopol konusunda destek verebileceği bildirilmiştir.

Karadeniz-Kızıldeniz Enerji Koridoru Projesi

Karadeniz ile Kızıldeniz’i birleştirecek, oradan da Hindistan’a ulaşacak petrol ve doğalgaz yolu projesi olup, Türkiye ile İsrail arasında 2006 yılında ön anlaşma sağlanmasına rağmen 2010 yılında İsrail’in, Mavi Marmara isimli yardım gemisine yaptığı saldırı sebebiyle geleceği belirsizleşmiştir. Türkiye’nin Ceyhan petrol terminali kilit rol oynadığı projede Rusya ve Hazar Bölgesi’nin petrol ile doğalgazı Karadeniz’den Kızıldeniz’e Manavgat suyu ve Türk elektriği Ortadoğu’ya taşınması suretiyle İsrail’in enerji ve su sıkıntısı çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. Projenin Ceyhan- Aşkelon ve yılda 60-70 milyon ton kapasiteli, 550 kilometre uzunluğunda Samsun-Ceyhan Ham petrol Boru Hattı (Trans Anadolu Ham petrol Boru Hattı) olmak üzere 2 ayağı bulunmaktadır. İsrail Altyapı Bakanı Benyamin Ben-Eliezer, Ceyhan’dan Aşkelon’a oradan Japonya, Çin ve Hindistan’a uzanan hattan ham petrol taşınmasının da gündemlerinde olduğunu, su hattının ise sadece İsrail için değil Ürdün ve Filistinliler için de önemli olduğunu bildirmiştir.[28] İsrail’in Akdeniz kıyısında iç tüketime dönük olarak Hayfa rafinerileri ve Aşdod ve Aşkelon’da petrol terminalleri, Aşkelon’dan Kızıldeniz’de ki Eilat terminaline kadar 1968 yılında inşa edilmiş, yılda 56 milyon ton taşıma kapasiteli ve 250 kilometre uzunluğunda çift yönlü boru hattı yer almaktadır.

Her yıl 130 milyon ton Rus ve Kazak petrolünün İstanbul ve Çanakkale boğazları yoluyla dünya pazarına ulaştığı dahası 2020’de bu rakamın 250 milyon tona ulaşabileceği düşünüldüğünde gerek Samsun-Ceyhan gerekse Yunanlıların Burgaz-Dedeağaç boru hattı projelerinin taşımacılık sorununa çare olabileceği ve Boğaz’ın yükünü hafifleteceği ileri sürülmüştür. Burgaz-Dedeağaç Samsun-Ceyhan’dan daha ucuza mal olmasına karşın, Süveyş kanalı üzerinden ortalama 30 gün süren, kanaldaki sığlık yüzünden en çok 130 bin tonluk tankerlerin kullanılabildiği yılda 60 milyon ton petrol taşınan Novorossisk- Uzakdoğu seferlerinin, Samsun-Ceyhan hattının terminal noktası Kızıldeniz’deki Eilat çıkışlı Uzakdoğu seferlerinin 19 günde gerçekleşecektir[29]. Sonuçta Karadeniz-Kızıldeniz Enerji Koridoru Projesi Rus ve Kazak petrolünün geleceğin yükselen değerleri Güney Kore, Japonya, Çin ve Hindistan’a petrol taşınmasını ABD’nin müttefikleri İsrail ve Türkiye’nin aracılığıyla taşınmasına vesile olacak tam da “Genişletilmiş Karadeniz Bölgesi”nin amacına uygun olarak tasarlanmış bir projedir. Karadeniz ve Boğazlardaki trafiğin aşırı yoğun olduğu ve bu yüzden gemi geçişlerinin çok geçişinin çok fazla zaman aldığı, Çanakkale ve İstanbul Boğazı’nın tanker geçişlerine tamamen kapatılması, petrolün, inşa edilen Samsun-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatlarından gönderilmesi fikri Türkiye ile Rusya arasında tartışılmakta olup, Medyedev’in 11-12 Mayıs tarihli resmi ziyaretinde gündeme gelmiştir.[30]

Burgaz-Dedeağaç (Alexandroupoli) Boru Hattı Projesi

Karadeniz ile Ege denizini Boğazlar geçişine alternatif olarak birleştirecek bir boru hattı olup, Bulgaristan’ın Burgaz kenti ile Yunanistan’ın Dedeağaç (Alexandroupoli) kentlerine arasında yapılması planlanmışsa da Haziran 2010’da Bulgar yönetimi muhtemelen çevresel etkileri ve ihtiyacı karşılamayacağı kaygısını ileri sürerek projeden vazgeçmiştir. 1993-94 yılları arasında Rus ve Yunan şirketlerince proje tartışıldıktan sonra, Yunanistan 1994 yılında önce Bulgaristan sonra Rusya ile anlaşmış, 1998’de Transbalkan Petrol Boru Hattı şirketi kurulmuş, 2005’de 3 ülke arasında bir protokol imzalanmıştır. 15 Mart 2007’de ise Rusya başkanı Vladimir Putin, Bulgaristan başbakanı Sergey Stanishev ve Yunanistan başbakanı Kostas Karamanlis Atina’da bir araya gelmiş, 18 Aralık 2008’de Moskova’da “Trans-Balkan Boru Hattı” adlı uluslararası bir şirketin kurulumuna dair antlaşma imzalanmıştır. 2009 Ekim ayında başlanıp 2011’de tamamlanması kararlaştırılan proje süreci Temmuz 2008’da Bulgaristan’da genel seçimler sonucu işbaşına gelen yeni hükümet projeyi yeniden gözden geçireceğini bildirince aksamıştır. 19 Ekim 2009’da İtalya, Rusya ve Türkiye petrol şirketleri Rus petrol şirketlerinin Samsun-Ceyhan boru hattına iştirakini teyit eden uluslararası bir antlaşma imzalaması Trans-Balkan Boru Hattı projesinin daha inşaatı başlamadan ölü doğmasına sebep olunca, Bulgaristan başbakanı Boiko Borisov 11 Haziran 2010’da projeden çekildiğini bildirmiştir.[31]

Türk Akımı

Kırım krizinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 1 Aralık 2014’de Rus gazını Karadeniz altından Avrupa’ya taşıyacak Güney Akım boru hattı projesini iptal etti ve yerine yeni güzergâhın Türkiye olduğu projeyi gündeme getirdi. Gazprom Güney Akım projesi için oluşturulan Amsterdam merkezli South Stream Transport’taki Avrupalı ortaklarının paylarını hızla satın almış, henüz resmi abir adı olmayan hat Türk Akımı olarak bilinmekte Anapa yakınlarındaki Russkaya kompresör istasyonundan başlatılması planlanırken, Türkiye’ye nereden giriş yapacağı bir karara bağlanmamıştır. Projeye göre yılda 63 milyar m3 doğal gaz taşınacak hattan Türkiye 14 milyar m3 alacak geri kalan 49 milyar m3 Avrupa’ya ihraç edileceği planlansa da Türk-Yunan sınırından Avrupa’ya aktarılacak doğal gaz hattının bu miktarı taşımak için yeterli kapasite olmadığı dahası önerilen boru hattının müşterilerinin taleplerini aştığı ileri sürülmüştür. ABD, “Proje tamamen siyasi amaçlıdır” deyince  Avrupa ülkelerinden projeye hukuki ve ekonomik problem çıkarabileceği eleştirileri getirilmiştir. Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller de Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi kapsamında inşa edilecek 16 milyar metreküplük ilk boru hattının Türkiye’nin tüketeceği doğalgazı taşıyacağını söylemişse de Kasım 2015’de Türkiye’ ile Rusya’nın Suriye politikalarının çakışması yüzünden önce Ruslar projeyi dondurmuş arından Aralık ayında Türkiye projeden çekildiğini açıklamıştır[32].

TANAP , Trans Anadolu doğalgaz boru hattı

Türk Akımı’nın iptali veya geleceğinin belirsizleşmesi üzerine önem kazanan, Türkiye ile Azerbaycan’ın ortaklaşa yürüttüğü ve Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya transfer etmesi planlanan boru hattı projesinin adıdır. 5-7 milyar dolar olacağı ve 2018 yılında tamamlanacağı öngörülen hattın kapasitesinin yılda 16-21 milyar m3 olacağı tahmin edilmektedir. SOCAR, BOTAŞ ve TPAO konsorsiyumunun projesi ilk kez 17 Kasım 2011 tarihinde İstanbul’da düzenlenen 3. Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumu’nda gündeme getirilmiş, 26 Aralık 2011’de Türkiye ve Azerbaycan arasında mutabakat zaptı imzalanmıştır[33].

Kaynak: Özhan Öztürk. Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi (Genişletilmiş 3. Baskı). Nika Yayınları. Ankara, 2016

Notlar

[1] Bizanslıların deniz ateşi anlamına gelen pyr thalassion (πῦρ θαλάσσιον) adını verdiği Rum ateşi deniz savaşlarında gemilerce kullanılan bir alev silahının adı olup, savaş gemisinin pruvasına geçirilen içi tunçla kaplanmış bir boru içine dökülen sülfür-petrol karışımının tutuşturtulduktan sonra bir pompayla püskürtülmesi suretiyle çalıştırılmakta, karaya ve gemi üzerine yerleştirilen mancınıklarla düşman üzerine fırlatılabilmekteydi. Tarihçi Theophanes, “Rum ateşinin MS 672’de Heliopolisli mimar Kallinikos tarafından icat edildiğini bildirmiştir. Rum ateşinde kullanılan yanıcı madde muhtemelen Kuzey Karadeniz’de Taman yarımadasında Pantikapaion civarındaki çatlaklardan dışarı sızan neftyağının çömleklere doldurulmasıyla elde ediliyordu. Özellikle Arap istilaları sırasında etkin olarak kullanılan (Vasiliev, 1943: 272; Umar, 1998: 52), su ile söndürülemeyen yangınlar çıkaran bu silah Bizans’ın en iyi korunan devlet sırrı olmakla birlikte imparatorlukla birlikte yok olmuştur.

[2] “Karadeniz’de petrol sondajı yapılacak birçok yer var”. Milliyet Gazetesi, 26. Haziran 2007

[3] “EU Energy Policy Data,” European Commission Document SEC (2007) 12 Ocak 2010

[4] International Energy Agency; Eurostat; British Petroleum.

[5] “Ukraine Gas Row,” BBC News, 4 Ocak 2006

[6] “Polish Press Slams Germany’s Schroeder over Gas Pipeline Deal” Agence France-Presse,  12 Aralık 2005

[7] “U.S. asks its allies to deny to Soviet parts for pipeline”. The New York Times. 1 Kasım 1982

[8] “Britain defying U.S. restriction in Soviet project”. The New York Times. 3 Ağustos 1982;  “France defies ban by U.S. on supplies for Soviet pipeline”. The New York Times. 23 Temmuz 1982

[9] “Regan asserts U.S. will sharply ease pipeline sanctions”. The New York Times. 2 Eylül 1982

[10] Boru hattı Aralık 2002’de düzenlenen tören ve teslim protokolü ile faaliyete geçirilirken, ilk gaz Şubat 2003’de Türkiye’ye ulaşmıştır.

[11] 2 Eylül 2009 <http://www.gazprom.ru/eng/articles/article8895.shtml>

[12] Active Endeavor

[13] Ukrayna ile anlaşmazlığa düşülmesi ihtimaline karşın Ruslar bir ara deniz üssünü Novorossisk’a taşımayı düşünmüş hatta burada bir komuta merkezi inşa etmiştir.

[14] Karadeniz Filosu hakkında detaylı bilgi için Bkz. Sivastopol

[15] “Parliamentary chaos as Ukraine ratifies fleet deal. BBC World, 27 April 2010

[16] Rusya’nın Suriye’nin Tartus kentinde 1971’den itibaren bir deniz üssü olup 2010 itibariyle rıhtıma bağlı 3 savaş gemisi ile 50 kadar personeli barındırmakta korsanlık faaliyetlerine karşın acil müdahale gücü olarak kullanılmaktadır. (“Russia set to build up its naval facilities in Syria” RIA Novosti, 20 Temmuz 2009). Sivastopoldaki Karadeniz filosunun eski komutanı İgor Kasatonov da bir değerlendirmesinde, “Akdeniz her zaman Rusya için çok önemli bir bölge oldu. Buradan Suveyş Kanalı aracılığı ile Hindistan Okyanusu’na açılma mümkün. Cebelitarık aracılığı ile de diğer okyanuslara ulaşılabilir. Bu açıdan Suriye deniz gücünün kapasiteni ve gücünü artırabilir. Ancak Tartus gibi limanlar asla Sivastopol’ün alternatifi olamaz” sözleriyle Akdeniz’e ilgisini belli etmişse de doğal olarak Karadeniz’e öncelik tanımıştır. (‘Sivastopol deniz üssünün alternatifi yok’ Zaman Gazetesi,  20 Ocak 2009)

[17] Masorin bu sözleriyle Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez Karadeniz üzerinden de olsa Akdeniz’de askeri varlığını arttırmayı öngören Kremlin planlarını resmen ilan etmiştir.

[18] ” Заявление Виктора Януковича по итогам украинско-российских договоренностей в Харькове” 22 Nisan 2010. <http://lb.ua/article/politics/2010/04/22/40265.html>

[19] “Putin Wins Turkey’s Approval Of South Stream Route” Radio Free Europe, Radio Liberty. 22 Temmuz 2010<http://www.rferl.org/content/Putin_In_Turkey_Seeking_Approval_For_South_Stream_Route/1793851.html>

[20] ”Güney akımı” imzalandı. Cumhuriyet (24 Nisan 2010). 22 Temmuz 2010< http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=134120>

[21] “Putin discusses energy cooperation with Bulgarian counterpart” RIA Novosti 21 Temmuz 2010

[22] ‘Güney Akım’ resmen kapandı! Sabah Gazetesi, 12.12.2014 http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2014/12/12/guney-akim-resmen-kapandi (Erişim 10.1.2016)

[23] Nabucco, Avusturya’nın temel doğal gaz taşıyıcısı hattı olan “Baumgarten an der March Hattı” ile birleşecektir.

[24] “Türkiye İran ile imza attı enerjide kartlar değişti” Hürriyet Gazetesi. 15 Temmuz 2007

[25] ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya masası şefi Matthew Bryza, Rusya ile Güney Akım Hattı için anlaşma imzalayan NATO üyesi Yunanistan’ı bile Mayıs 2008’de “Türkiye-Yunanistan-İtalya hattı konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi” konusunda açıkça uyarmıştır.

[26] Yalçın K., Delican Ş.A. “Ege’den Karadeniz’e Bir Bakış, Karadeniz Yeni Ege Denizi mi Oluyor?” Hava Kuvvetleri Komutanlığı Dergisi. Ekim, 2008

[27] Rusya’nın gerçek amacı ne?, Cumhuriyet Gazetesi. 27 Kasım 2008 <http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=19698&kn=8>

[28] “Enerji için iki önemli adım”. Radikal Gazetesi, 20 Nisan 2007

[29] “Yüzyılın projesi”. Radikal Gazetesi, 15 Aralık 2006

[30] “Rusya’dan Türkiye’ye tarihi teklif” Milliyet Gazetesi, 06 Mayıs 2010

[31] “Bulgaria likely to abandon trans-Balkan oil pipeline” Reuters Haber Ajansı (11 Haziran 2010) 21 Temmuz 2007<http://uk.reuters.com/article/idUKLDE65A13F20100611>

[32] ‘Türk Akımı görüşmeleri durduruldu’ Milliyet 3.12.2015 http://www.milliyet.com.tr/gazprom-turk-akimi-gorusmeleri/ekonomi/detay/2157754/default.htm (Erişim 10.1.2016)

[33] Projenin resmi web sitesi: http://www.tanap.com/ (Erişim 10.1.2016)

Takip, tavsiye ya da beğeni için