Tanrı, tek tanrılı dinlerde evrenin yaratıcı ve yöneticisi olarak görülen doğaüstü varlığa verilen Türkçe isim olup, Tengri kelimesiyle ilişkilidir.  Çok tanrılı dinler için tanrı eril bir kelime olarak algılanırken dişil karşılığı tanrıça olarak adlandırılmaktadır. Latince Deus, İbranice El, Arapça Allah, Almanca Gott örneklerinde olduğu gibi farklı dillerde tanrı kelimesiyle eşanlamlı sözcükler yer almaktadır. Tevrat’ta Tanrı’nın Yahweh (Yehova) özel adıyla anıldığı görülmekte olup bu durumun Kenan halkının çoktanrıcı inanışının etkisi olduğu iddia edilmektedir.

Çok tanrılı dinlerde genellikle kendisine yaratıcı nitelik atfedilen bir tanrı diğerlerinden daha üstün görülmekte ve daha çok ilk varlık olarak düşünülen güneş ya da gökyüzüyle ilişkilendirilmektedir. Bazı kültürlerde ise en önemli varlık dişi olarak düşünülen yeryüzü tanrıçası bazılarında ise kültürel kahramanlardır.

Tanrı’nın Gözü: Annuit Coeptis

Tanrı’nın Gözü veya Her şeyi gören göz (all seeing eye) adıyla da bilinip, çevresine ışıklar saçan bir üçgen içerisine çizilmiş bir göz sembolüyle tasvir edilen semboldür. Muhtemelen Mısır mitolojisindeki Horus’un gözü (Eye of Horus) sembolünden etkilenerek geliştirilmiş olup ilk olarak, Horus’un bulutlarla çevrili gözünden farklı olarak Hıristiyanlıktaki kutsal üçlemeye atfen (Holy Trinity) üçgen kullanımıyla 17-18. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. 1776 yılında tasarlanmış ve 1782 yılından itibaren, üzerinde Latince Annuit Coeptis (Tanrı’nın gözü) yazısıyla ABD’nin resmi mühründe kullanılmaya başlanmıştır. Tanrı’nın Gözü veya Annuit Coeptis aynı zamanda Masonik bir sembol olup Evrenin Ulu Mimarı’nı (Grand Architect of the Universe) temsil etmektedir.

Ayrıca Oku: Tanrı nedir?

TANRI (Eski Türkçe tengri). Evrende bu­lunan her şeyi yarattığına ve koruduğuna inanılan yüce varlık (bu anlamda ilk harfi büyük yazılır): Tanrı onları dört gözden ayırmasın. Hiç biri anne baba yokluğu bil­mesin (Behçet Necatigil). [Eşanlamlısı ALLAH.] Çoktanrıcılıkta insanlardan üstün bir var­lık olduğuna inanılan varlıkların her birine verilen ad: Olympos’taki tanrılar gibi büyük­lükleri de olan, meziyetleri yanında kusurları da olan bir tanrı (N. Ataç). Yer tanrısı. Gök Tanrısı. (Eşanlamlısı İLÂH.) Tanrı buyruğu. Tanrı’nın emri, Kur’an. Tanrı kulu, Tanrı’nın yarattığı kimse; doğru ve dindar kim­se.

—   Tanrının günü. her gün Onun için Tanrının günü «benim altımda, ha­yır benim altımda diye çekişir, dururlar (N. Araz). Tanrı hakkı için, yemin ve ant olarak kullanılan söz. Tanrı misafiri gece yatısına gelen herhangi bir misafir: Anne! Yanlış gelmişiz ayol! Aman ne za­rarı var! Tanrı misafiriyiz (B. Felek). [Tanrı kelimesi bazı deyimlerde Allah ke­limesinin eşanlamlısı olarak kullanılır: Al­lah aşkına = Tanrı aşkına; Allah korusun = Tanrı korusun gibi].

—     Tanrı buyrukları, Tanrı tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara gönderilen genel hüküm niteliğindeki kutsal emirler. (Musevî dinindeki On Emir: İslâm dininde imanın şartlan, Amentüde anılan ilkeler, Kur’an’da yer alan emir ve nehiyler [buyruk ve yasakları, Tanrı buyruğudur.) (M.L.)

 Ayrıca Oku: Tanrı fikri

Tanrı fikri din tarihinden ayrı olarak ele alınamaz. Sos­yoloji çeşitli dinlerin çağlar boyunca nasıl kurulduklarını ve tanrı kavramı bakımın­dan nasıl geliştiklerini incelemiş, ilkel toplu­luklardaki gizli kuvvet, büyü kavramının animizm’e (iradeli, fakat pek az kişileştirilmiş ruhlara inanç) dönüştüğünü, sonra fetişizm çağının (animist fikirlerin belirli, imal edilmiş nesneler, putlar üzerinde top­lanması ve insanların gizli bir güç taşıdı­ğına inandığı bu nesnelere tapması) geldi­ğini, bunu çoktanrıcılık’ın (putlara mal edilen güç ve kişiliğin, insana benzeyen fa­kat ondan çok üstün, görünmez, ölümsüz v.b. olan, ayrıca da insanların erişemeye­ceği yerlerde [eski Türklerin Tanrı dağı, Perslerin Elburz dağı, Yunanlıların Olympos dağı] oturan varlıklara aktarılması), tektanrıcılık’ın (bütün tanrısal nitelikleri kendinde toplayan tek bir Tanrı fikri) ve Tanrı ile evreni birleştiren heptanrıcılık’ın (panteizm) izlediğini göstermiştir. Dinlerin bu evrimi birbiriyle taban tabana karşıt iki ayrı biçimde açıklanır:

Ruhçu ve idealist açıklamaya göre dinler, Tanrı fikrinden doğmuştur; Tanrı fikri de, herhangi bir dünyevi varlık veya nesneye bağlanamayacağı için doğrudan doğruya Tanrı’dan gelmiştir; dolayısıyla, Tanrı fikri incelenince, bu fikrin bağlı olduğu varlığa, yani Tanrı’nın kendisine, varlığına ve ni­teliklerine ulaşmak mümkündür.

Maddeci açıklamaya göre, dinler insandan ve toplumdan gelir ve sadece maddi olgula­rı yansıtır. Dinler, tabiatı açıklamanın çok eski bir biçimini ortaya koyar. Bilim ge­liştikçe, bu açıklama biçimi kaybolmaya doğru itmiştir. Marksistlere göre dinler, ce­halet içindeki halkı avlamaya yönelen hâ­kim sınıf ideolojilerini dile getirmektedir. Maddeci filozoflara göre Tanrının varlığı meselesinin hiç bir anlamı yoktur. Onun yerini, mad­deci felsefede, Tanrı fikrinin var oluşu problemi almıştır. Buna karşılık, Tanrı’nın var oluşu meselesi, idealist ruhçu ve din­dar filozoflar için önemlidir Bu filozoflar, Tanrı fikri karşısında. Tanrı’nın nitelikleri­ni gösterir (bu konu gene de felsefeden çok ilâhiyatın konusudur), öte yandan müm­kün olduğu kadar mantığa ve akla uygun bir yol izleyerek, Tanrı fikrinden Tanrı’nın var­lığına. Tanrı’nın var oluşuna yükselirler. Akılla ortaya konan bu Tanrı bilgisini fi­lozoflar deney veya akıl yoluyla elde etmeye çalışırlar.

Allah

Allah, Müslümanlarca evren ve insanın yaratıcısı olarak görülüp, zıddı, benzeri ve ortağı olmadığına inanılan tanrıya verilen isimdir. İhlâs Suresinde “De ki, Allah tek ve benzersizdir. Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Doğmamış ve doğrulmamıştır. O’nun dengi, misli olmadığı gibi zıddı da mevcut değildir” sözleriyle İslami Allah inancının esasına değinilmiştir. İslami inanışta Müşebbihe yani Allah’ın insana benzetilmesi (insanbiçimcilik veya antropomorfizm) reddedilmekte dolayısıyla Eski Ahit’te Yehova’nın Yakup ile güreşmesi (Hoşea 12:3) ve Hıristiyanların üçlemesindeki “Baba Tanrı” figürü kabul edilmemektedir.

İslam öncesinde pagan Mekkeliler en önemli tanrılarını Allah adıyla anmakta yeryüzünün yaratıcısı ve su kaynaklarının koruyucusu olduğuna inanmaktaydı. Ayrıca Allah (‘al-ilah’) ile birlikte onun kızları olduklarına inandıkları 3 tanrıçaya da (al-Lât, al-Uzzah ve Manah) tapınmaktaydı. İslam öncesi Arapça yazıtlarda (Umm al-Jimal yazıtı MS 6. yüzyıl) İbranice Tanrı anlamındaki El ve Elôha kelimelerinin tek Tanrılı Hıristiyan Araplar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde Müslümanlar dışında anadili Arapça olan bazı Yahudi toplulukları (Teimanimler ve bazı Mizrahi kabileleri), Malta’da yaşayan Roman Katolikler ve Orta Doğulu Hıristiyanlar da Allah kelimesini tanrı anlamında kullanmaktadır. Müslümanlar ise pagan tanrıları Arapça ‘ilâh’ veya ‘mâbud’ olarak anarken kendi tanrılarının adını anarken ayrıca Celle Celaluhu (C.C.) veya Teâla (Yüce) gibi övücü sözler kullanmaktadır. Tanrı kelimesi ise Türkçe kökenlidir (Bkz. Tengri).

Muhammed Mekkelilere Allah’tan başka tanrı olmadığını bildirerek çok tanrıcılığa karşı çıkmıştır. Kur’ân ve hadislerde çoğunluğu sıfat olan 99 ad (Esmâ-ül Hüsna) ile anılan Allah’ın İslam inancındaki yerini en iyi anlatan sure Fatiha olmuştur. Bununla birlikte Kelâmcılar Allah’ın mahiyetinin bilinemeyeceğini, ancak ne olmadığının bilinebileceğini ifade ederek Allah’ın sıfatlarını tartışma konusu yapmıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Ayrıca Oku: Türkçe’de Allah  kelimesi kullanılarak yapılan deyimler

Türkçede Allah kelimesiyle yapılan deyimler ekseriya ünlem veya ünlem grubu durumundadır.

1. Şaşkınlık, hayret bildirenler:

Allah! veya Allaah!: Allaah ne kadar da güzel.

Allah Allah: Allah Allah sen çırak değil misin? (A. K. Tecer).

Allahım: Şakaklarıma kar mı yağdı ne var / Benim mi Allahım bu çizgili yüz (C. S. Ta- rancı).

Subhanallah.

2. Bir şeyin Allahın sayesinde kazanılacağını veya bir şeyden memnun kalındığını bildirenler:

Allah is­terse

Allah kadirdir

Allah’a şükür: Ku­ru ekmekle beyaz peyniri lezzetle yiyen / Çeşmeden her su içerken «şükür Allah’a» diyen (Yahya Kemal). |

Allah’ın izniyle (lütfuyle, inayetiyle): Biz Allah’ın izniyle si­zi iyi etmeye çalışacağız (R. H. Karay).

Allah’tan (ki): Allah’tan ki onun da mebus seçileceği söylentileri dolaşıyordu (Z. O. Sa­ba).

Allah’tan olacak: Allah’tan olacak sa­bahtan beri çalışan terzi Matmazel. Dilber Kalfa ile beraber hava almaya çıkmış (R.N. Güntekin).

3. Kızgınlık, şaşkınlık v.b. şid­detli duygularda, küfür, lanetleme ve tehdit ifade edenler:

Allah belâ(sı)nı (ceza­sını) versin: Bunun için karı boşayacak değilim ya Allah belâsını versin dedik, sin­dirdik (M. Ş. Esendal).

Allah cezanı versin! insan babası yerindeki adama… (R. N. Güntekin).

Allah canını alsın: Allah canını al­sın / Sevip de terkedenlerin (Türkü).

(Hay) Allah kahretsin.

Allah nasıl bilirse öyle yapsın.

Allahın belâsı (cezası, gazabı): Bu Allah’ın belâsı melun herifi hiç akrep sok­maz mı, diye haykırdım (R. H. Karay).

Allahın hışmına (gazabına) gel (uğra)

Al­lah’ından (Allah’tan) bulsun: Allah’tan bul­sun inşallah diye beddua ederken cılız taze yana yakıla anlatıyordu (B. Felek).

Ali­mallah (Allah bilir).

4. Yalvarma, rica ve dua maksadıyle söylenenler:

Allah aşkına: Allah aşkına garip cümleler yapma da ne yaparsan yap (S. F. basıyanık).

Allah rızası için: Allah rızası için söyleyin, başka ne yapabilirim (R. N. Güntekin). Allah’ını seversen: Söyle Allah’ını seversen, biz mi yanlış öğrenmişiz, bunlar mı yalan söylü­yorlar (Ahmed Midhat).

5. Çeşitli durum­larda teselli ve temennide bulunmak için kul­lanılanlar:

[Ölmüş birinin yakınlarına veya bir felâketten sonra] Allah acısını unuttur­masın. Allah başka acı göstermesin. Allah ecir sabır versin.

[Hastalar için] Allah afiyet versin. Allah aratmasın (gerçek­te iyi olmadığı halde, ondan da mahrum kalma korkusuyla).

[Çocuk için] Allah bağış­lasın: Kimin varsa Allah bağışlasın, Salih’­im onyedisinde (Ahmed Rasim).

[Evlenecek kızlar için] Allah bahtından güldürsün. Allah beterinden saklasın (esirgesin).  Al­lah dert verip derman aratmasın.

[Aile için] Allah dirlik düzenlik versin: Kapıyı açınca Allah dirlik düzenlik versin diyerek güveyin , arkasını sıvazladı (H, E. Adıvar).

[Çocuğun analı babalı yetişmesi için] Allah dört gözden ayırmasın. Allah düşmanıma vermesin, kötü bir olaydan bahsederken Allah eksik etmesin:  Allah eksik etmesin gündüzleri çoluk çocuk gailesi  var (R. N. Güntekin).

Allah eksikliğini (yok­luğunu) göstermesin (vermesin): Hatice Vali­de küçük bir lokma koparıp öpüyor, tazim ediyor ve «Allah bunun yokluğunu gösterme­sin» diye dua ediyor (Nezihe Araz).

Al­lah emeklerini eline vermesin, yapmak istediği isi bitirmesi mümkün olsun.

[ölüm için] Allah geçinden versin: Hocam dedi, Al­lah geçinden versin, vasiyet ölüm getirmez derler (N. Araz)

[Kötü yolda olan için] , Allah ıslah etsin

[Yeni evliler için] Allah ikisini bir yastıkta kocatsın.

Allah insanın aklını alacağına canını alsın, ölüm delilikten iyidir anlamına.

[Yolcu arkasından] . Allah kavuştursun.  Allah kazadan belâdan esirgesin (saklasın).

[Güç bir is veya durum karsısında] Allah kolaylık versin: Herkes yanındakinin kulağına yavaşça «Allah kolaylık versin» diye fısıldamıştı (H. E. Adıvar).

Allah korusun: Hele her dediğini herkese dinletecek, bir yazı ile bir şöhreti  yıkı verecek adamlardan Allah korusun bizi (N. Ataç).

Allah kuru iftiradan sakladın. . !

[Zor bir durum içinde olanlar veya ağır  hastalar için] Allah kurtarsın.

Allah mübarek etsin: Sen sakladın da ben öğrenme­dim mi sanki? Allah mübarek etsin, dedi . (R. N. Güntekin).

Allah nasip (kısmet) ederse.

Allah nazardan saklasın.

Allah Ömürler versin,

Allah sabır versin.

Allah sağ gözü sol göze muhtaç etmesin, Allah insanı en yakınlarına bile muhtaç etmesin] anlamında.

Allah sonunu (encamını, akıbetini) hayretsin (hayreylesin, hayreyleye).

Allah şaşırtmasın.

Allah tamamına erdirsin.

Allah tesirini halk etsin: Haydi bakalım kızım, Allah tesirini halk etsin. Ben elimden geldiği kadar yardım ederim, dedi (R.N. i Güntekin).

Allah utandırmasın.

Kadere boyun eğme ve tevekkül ifade etmek için  kullanılanlar, çoğu zaman içinden çıkılması  güç ve imkânsız görünen durumlarda, Allah’tan başka hiç kimseden yardım beklenilemeyeceği anlamında:

Allah acısın. Allah büyüktür. Allah imdat (yardım) eylesin. Allah kerim.

Allah sekizde verdiğini dokuzda almaz, kader değiştirilemez anlamında.

Allah yardımcısı olsun. Allah’a havale etmek: Bir derdin varsa Allah’a havale et, o ne yaparsa yapar… (S. Sezai).

Allah’a sığınmak: Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından / Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir (Ziya Paşa).

Allah’a tevekkül } etmek: Allah’a tevekkül edenin yaveri Hak’- i tır / Nâşâd gönül bir gün olur şâd olacaktır , (Ziya Paşa).

Allah’ın emri, kader:  Ölüm Allah’ın emri / Ayrılık olmasaydı (Türkü)

Allah’ın takdiri: Ne yapsınlar hanım. Allah’ın takdiri böyle imiş (H. R. Gürpınar). ,

Medet Allah.

7. Bir şeyin yapılmasından r veya bir hâdisenin oluşundan çok korkulduğunu belirtenler:

Allah acısın. Allah esirgesin: Sen, Allah esirgesin, ölüm halinde değilsin (N. Kemal).

Allah etmesin.

Allah | göstermesin: Allah göstermesin, ben o hıyaneti kabul etmem yoksa… (H. R. Gürpınar). .

Allah saklasın.

Allah vere de: Allah verede bir çingene kocaya düşmeyeydin (Âlî Bey).

Allah vermesin:  Düşün ki, Allah vermesin, böyle bir şey varsa, büyük rezalet t (P. Safa).

Allah yazdıysa bozsun: Allah yazdı ise bozsun, Allah düşmanımı senin şerrinden saklasın diyordu (H. E. Adıvar).

— (Eskiden). Euzübillah, Allah’a sığındık. || Maazallah, Allah korusun.

8. Sevilen kimselere karşı, pek de hoşa gitmeyen bir iş yaptıkları zaman, lanet etmemek için kullanılanlar:

Allah iyiliğini versin.

Allah layığını (müstahakını versin (vermesin): Hay Allah lâyığını versin, yine sadedden çıktık (Ahmed Midhat).

Fesuphanallah: Fesupha­nallah canım biz bunları şubeye getirip gös­termedik mi? (M. Ş. Eseııdal).

Hay Allah.

9. Vedalaşmalarda kullanılanlar:

Allahaıs­marladık:  Bekir Çuvaş’a Allahaısmarladık dedim mi bilmiyorum, sendeleye sendeleve evime döndüm (Y. K. Karaosmanoğhı).

|Yatmadan önce] Allah rahatlık versin.

Al­lah selâmet versin: Haydi Allah selâmet ver­sin. Tevfik bir sıkıntın olursa bana gel (H. E. Adıvar).

Allah’a emanet: İsmet evvel Allah sonra sana emânet (N. Kemal).)

10. Ye­min ve ant olarak kullanılanlar:

Allah aş­kına: Allah aşkına Yusuf Allah aşkına, tah­taların üzerine sigara bırakma, yanacağız… (P. Safa).

[Konuşma dilinde Allaaşkına şek­linde bozulmuş olarak da kullanılır.

Al­lah bir.

Allah bir söz bir.

Allah hakkı için: Allah hakkı için su hacer-i esvedi takbil edelim diye nutuk vermiş (R. N. Güntekin).

Allah için, doğrusu anlamında: Görenler Allah için söylesin (A. Hâmid). Ama sessiz, kibar insanlardı Allah için (B. Necatigil).

Allah (seni, sizi) inandırsın: Al­lah sizi inandırsın böyle yazmış (N. Ataç).

Allah rızası için: Fakat Allah rızası için söyleyin başka ne yapabilirdim (R. N. Güntekin).

Allah var ya!

Allah eyvallah. Bektaşilerde tasdik işareti.

[Sitem ve ikaz maksadıyle] Allah’ı (nı) seversen: Çocuk Al­lah’ı seversen bana öyle şeyler söyleme (N. Kemal).

Konuşma dilinde bozulmuş olarak Allaasen şekli de kullanılır]: Canım bırak bu lafları Allasen (S. F. Abasıyanık).

Ali­mallah, hiç şüphe etmeyin, muhakkak: Şu romatizmam olmasa alimallah şimdiki ta­zelerin on tanesini cebimden çıkarırım (B. Felek).

Vallah(i), Billah(İ). (Eskiden). Tallah.

11. Bir iyiliğe mukabele, teşekkür ve temen­ni olarak kullanılanlar:

Allah hoşnud olsun.

[Dua, sadaka, kurban için] Allah kabul etsin. j

Allah ömürler versin.

Allah razı olsun: Hanımefendi gevrek gevrek gülerek. Allah senden razı olsun, kızım işimi kolay­laştırdın, dedi (R. N. Güntekin).

[Kahve ve yemekten sonra] Allah ziyade etsin.

Ey­vallah

12. Beğenme ve takdir ifade edenler:

Allah bağışlasın: Allah bağışlasın gül gibi delikanlısınız (Âlî Bey).

Allah nazardan saklasın.

[Güzellik için] Allah övmiiş de yaratmış.

[Çok güzel yerine] Maşallah.

12. Ölüm ve ölmek söz konusu edildiğinde kul­lanılanlar:

[Ölülerin ardından onları ha­yırla anmak için] Allah (gani gani) rahmet etsin (eylesin).

Allah taksiratını affetsin.

Allah’ın binasını yıkmak, kendini veya başkasını öldürmek,

Allah’ın davetine icabet etmek: Biraz evvel Allah’ın davetine icabet etti. Ruhu istirahatta olsun, âmin (R. H. Karay),

Allah’ın rahmetine kavuşmak.

Allah’ına kavuşmak: Merhumun pederi kendisinden iki sene sonra Allah’ına kavu­muş (S. Nazif).

14. Mahiyeti anlaşılmayan, izahı mantıkla yapılamayacak durumlarda kullanılanlar:

Allah bilir.

Allah’ın hikme­ti: Bu söz üzerine Allah’ın hikmeti, içeri gi­ren ne kadar Sarulu varsa köpek suretine girip… (N. Araz).

Allah’ın işine bak.

Al­lah’ın işine karışılmaz.

15. Memnuniyet ifa­de edenler:

Allah bin bir bereket versin: Ne işi, orta işi mi? Hayır! Karaborsacılık Al­lah bin bir bereket versin (B. Felek),

Al­lah’a bin şükür.

Allah’a hamd olsun.

El­hamdülillah.

16. Haksızlık ve kötülük yap­mak bahis konusu olduğunda kullanılanlar:

Allah korusun.

Allah yarattı dememek, acımamak.

Allah’tan korkmak, kötülük ve fenalık yapmaktan çekinmek: Yirmi yıllık müşterin, Allah’tan kork (A. K. Tecer).

Allah’tan korkmaz, insafsız, kötülük yap­maktan çekinmez: Allah’tan korkmaz, bati benden nefretini gizlemeyip de doğrusunu söylesene (Ahmed Midhat).

Ne Allah bilir ne kuldan utanır.

Ne Allah tanır ne kul.

17. Bir fakire veya dilenciye sadaka verilmediği zaman ve gözümüz yok anlamında

Allah versin.

18. Allah’ın verdiklerinden bahsedilirken:

Allah vergisi, bir kimse­de doğuştan bulunan ve sonradan kazanılamayan kabiliyet veya hususiyet: Bütün has­talıkların teşhisini Allah vergisi olarak yan­lışsız koyar, ilâcını gene Allah vergisi ola­rak, kendi eliyle hazırlardı (N. Araz).

Al­lah yapısı değil kul yapısı, kusurlu şeylerin özürü olarak kullanılır.

19. Allah’ı şahit gösterip, ifadeyi kuvvetlendirmek için kullanılanlar:

Allah bilir: Biz Almanya’da iken. Allah bilir, bir akşamı boş geçirmezdik (M. Ş. Esendal).

Allah bilir ya!: Günden güne sararıp solması da Allah bilir ya merha­metime dokundu (H. R. Gürpınar).

Al­lah’ın bildiğini kuldan ne saklayayım: Ge­ne kızacaksın ama Allah’ın bildiği şey için neye insanlara yalan söyleyeyim (N. Ataç).

Öldiim Allah: Bu yüzden ikinci kısımla üçüncü kısım, öldüm Allah, bahçeye bir arada çıkamaz (Kemal Tahir).

20. Çeşitli durumlarda kullanılanlar:

Allah akıllar ver­sin: Şaşkın aklınca bahşiş veriyor. Allah akıllar versin, bu bahşiş vermek değil aza­met satmaktır (A. Hâmid).

Allah bana ben de sana, para v.b. verebilecek durumda de­ğilim anlamında.

[Çok yiyenler için] Al­lah manda şifası versin. (Argo.) Allah ne verdiyse, yiyecek ne varsa: Acı tatlı Allah ne verdiyse hem yer hem konuşuruz (A. K. Tecer.)

[Uzakta bulunanlardan bahsedilir­ken] Allah selâmet versin: Allah selâmet versin, bizim Lutfi biraz salakçadır (Ahmed Rasim). Allah taksimi (payı).

[Ta­lihin açılması, kısa zamanda zengin olmak, veya bir başarıya ulaşmak durumunda olan­lar için] Allah yürü ya kulum deyince. Allah’a yalvar, ben yardım edemem, ben­den fayda umma anlamında.

[Kız tara­fına evlenme teklif ederken] Allah’ın em­riyle Peygamber in kavliyle: Sonra ne ola­cak, Allah’ın emriyle Peygamber’in kavliyle seni kendime alırdım, olur biterdi (R. N. Güntekin).

Allah’ın evi, cami. Allah’ın günü, her gün anlamında bıkkınlık ifade eder: Sait de her Allah’ın günü okur (S. Kocagöz).

Allah’ın indinde: Allah’ın in­dinde kasa hırsızlığı senin öfkenden daha makbuldür (Peyami Safa).

[Issız yerler için] Allah’ın kırı, dağı, bağı v.b. Allah’ın nimeti, Allah’ın verdiği yiyecekler: Sofrada Allah’ın nimeti (F.H.Dağlarca).

Allah’ını seven tutmasın, engel olmayın anlamında. Allah’tan ümit kesilmez, bir mucize olabi­lir anlamında: Henüz zürriyetimiz olmadı, ama Allah’tan ümit kesilmez (B. Felek).

(Be) Allah’ın kulu: Fakat Be Allah’ın ku­lu bir gün bir parça canlan (R. N. Günte­kin).

[Selâm maksadıyle] Eyvallah

[Bık­kınlık için] İllallah.

[Temenni bildirir] İn­şallah.

Takip, tavsiye ya da beğeni için