Hinduizm ama özellikle Sanskrit edebiyatı (Ramayana ve Mahabharata gibi manzum eserler ve Puranalar) ile Güney Asya’nın diğer dini eser ve anlatılarından beslenmekte olup, Hint ve Nepal kültürü içerisinde yer almaktadır. Hint mitolojisi süreklilik ve bütünlük arz eden tek parçalı bir yapı olmayıp, farklı bölgelerde farklı zamanlarda gelişmiş mezheplerin tarihi ve felsefi yorum ve anlayışlarının bir arada toplanmış halidir.

Hint Tarihi

 Hint medeniyetine ait en eski arkeolojik kanıtlar bugünkü Pakistan’da yer alıp MÖ

Laxminarayan tapınağı

1700’lere tarihlenen Harappa ve Mohenjo-Daro kentleri olup, terklerinden bin yıldan daha uzun süre sonra 1920’lerde keşfedilmişlerdir. Arkeologlarca bu bölgede keşfedilen bazı kültürel materyallere daha sonra İndus vadisinde rastlanması hatta kadınlara özgü süs eşyası ve takı gibi objelerin günümüzde bile Hintli kadınlarca kullanıldığı anlaşılmıştır. MÖ 1500-1200’lerde Hint Avrupalılar Hint yarımadasına göç ederken bu bölgede

Dusshera Ramayana kültür festivali kutlamaları

yaşayan halkları da asimile etmiş, İndus vadisi kültürü böylece yerli kültürle kaynaşmıştır.  Hinduizm’in Sanskrit “bilgi” anlamına gelen ve o zamana dek sözlü olarak aktarılan veda adlı ilk kayıtları da bu dönemde tutulmuştur.

Hinduizm

 Hint yarımadası ve civarında yayılmış, reenkarnasyon ve çok tanrılı bir panteona

Ganeşa

inanmayı içeren bir din olup, temeli Veda adlı kutsal kitaplara dayanmaktadır. Maddi dünyanın zevklerinden kendini soyutlayan, meditasyon yapan ve bireyin ölümsüzlüğüne inanan dindar Hindular, tanrıya ulaşmak için başta Tantrizm ile yoga olmak üzere çeşitli yöntemler uygulamaktadırlar. Hindular, her insanın iyi ve kötü davranışlarının miktarına (karma) göre bir sonraki hayatında ruhun gireceği hayat formunun belirlendiğine inanılmaktadır. Hinduizm’de tapınmaya ‘puja’, kurban törenine ‘jajna’ adı verilmekte olup, Divapali, Durgajupa, Dusserah, Holi ve Sivaratri

Şiva

kutsal Hindu bayramları, Allahabad, Ayodha, Benares, Hardvar, Kanjiveram, Mathura ve Ujjain ise kutsal ziyaret yerleri kabul edilmektedir.

Hinduizm’in kutsal kitapları ise şunlardır:

  1. Sruti “vahiy”
  2. Rig-Vedalar (MÖ 1500-1000)
  3. Sama Veda (MÖ 500-100)
  4. Upanişadlar (MÖ 500-100)
  5. Smriti (gelenek)
  6. Mahabharata ve Ramayana gibi epik destanlar
  7. Puranalar: MÖ 4.-12. yüzyıllar arasında yazılan destan ve hikâyeler

Hinduizm, üç dönemde ele alınabilir:

  1. Vedik dönem: MÖ 12-9. yüzyıl arasında kalan temeli vedalar olan, tapınak

    Thanjavur Hindistan hindu tapınağı

    ve tanrı tasvirlerinin olmadığı dönemin adıdır. Vedik Tanrılar iki gruba ayrılmaktadır:

  2. Devalar (Sirja ‘Güneş’, Yayu ‘Rüzgâr’, İndra ‘Fırtına’, Marut ‘Kasırga’, Vişnu)
  3. Asuralar: Varuna, Mitra, Yama
  4. Brahman: Kast sistemi gelişmiş, Brahmanalar ve Upanişadlar öğretinin temelini teşkil etmektedir.
  5. Hindu: MÖ 3. yüzyıldan itibaren tanrı sayısının arttığı, tarikatların ortaya çıktığı, Şiva ve Vişnu’nun iki temel tanrı olduğu dönemdir.
Hint mitolojisi Kaynakları

1. Vedalar: Hint mitolojisinin ilk kaynakları Vedalar olup, bunlar tarih sırasıyla

Hindularca kutsal kabul edilen inekler

eskiden yeniye Rigveda, Yacurveda, Sameveda ve Atharvaveda olarak sıralanabilir. İçlerinden en önemlisi Rigveda olan bu dört kitaba topluca Samhitalar (Birikimler) adı verilmektedir.

Rigveda (İlahi Bilgisi) 10 kitap ve 1028 bölümden oluşmakta olup, tanrılar, tanrıçalar ve diğer varlıklar hakkında bilgi verilmektedir.

Yacurveda (Kurban Bilgisi) duaların yanı sıra kurban törenlerine de yer vermekte

Hindu yogi

olup, siyah ve beyaz olarak ikiye ayrılmaktadır.

Samaveda (Melodi Bilgisi) krban törenleri sırasında okunan duların ezgilerini konu alan kitaptır.

Atahrveda (Büyü Bilgisi) 20 kitap ve 731 ilahiden oluşan dil ve ölçü bakımından Rigveda ile benzerlik gösteren bu kitapta iyi ve kötü amaçlar için yapılan çeşitli büyü formülleri yer

Himalayalar’da Vişnu tapınağı. Badrinath, Alaknanda

almaktadır.

Diğer bir Vedik kaynak MÖ 1000-800’lere tarihlenen Brahmanalar (Bilgili Din Adamının açıklamaları) kurban törenlerine ilişkin bilgiler ile çeşitli yaratılış efsanelerini içermektedir. Bu kitapta Vedik tanrıların bütün güçlerini kendilerine sunulan kurbanlara borçlu olduğu düşüncesi ön plana çıkarılırken, Rigveda’da soyut ve önemsiz bir varlık olarak bahsi geçen Prajapati ile öncesinde ikinci planda kalan Vişnu ile Rudra (Şiva) yüceltilmiş ayrıca kurban töreni düzenleyen Brahmanlar neredeyse tanrı seviyesine yükseltilmişlerdir. Brahmanalardan sonra MÖ 600’lere tarihlenen Aranyakalar (Orman metinleri)

Hindu tapınağında taş oyma işçiliği

yazılmış olup, bu kitapta Brahman felsefesi ve kurban sembolizmi konu edilmektedir. Upanişadlar, Vedantayı açıklamak, yoga öğretmek, çileci yaşamı, Şiva ve Vişnu’yu övmek amacıyla yazılmış çok sayıda metinden oluşmuşsa da mitolojik içeriği zayıftır. Önemsiz mezheplerinkiyle birlikte 200 kadar Upanişadın varlığından bahsedilmekle birlikte 18 temel Upanişad Atman (kişisel ruh) ile Brahman (evrensel ruh) özdeş olduğunu vurgulamaktadır.

2.Destanlar ve Puranalar: MÖ 200-MS 400 arasında yazıya geçirildiği sanılan destanların eskileri 24 bin beyit ve 7 kitaptan oluşan Ramayana ile 100 bin beyit ve 18 kitaptan oluşan Mahabharata’dır. Daha genç bir yapıt olan Harivamşa’nın ise destan mı yoksa purana mı olduğu henüz tartışmalıdır. Bu Yapıtlarda Vedik dönem tanrılarının önemlerinin azalıp, Brahma, Vişnu, Şiva ile eşlerinin güçlendiği, Vişnu-Şiva rekabetinin ortaya çıktığı, Vişnu’nun avatarı Krişna’nın Hint Mitolojisinin en eski ve büyük tanrısı İndra’ya bile üstün geldiği görülmektedir. Zaman zaman çatışan bu iki tanrıyı ise Brahma barıştırmaktadır. MS 9-10. Yüzyıllar arasında derlenip yazıya geçirilen Puranalar da ise Vedik ve epik tanrılar, eski Hint coğrafya bilgisi, kenahetler, ermişler, yaratılış ve diğer efsaneler gibi dini konular halkın anlayacağı bir dille yazıya dökülmek istenmiştir.

Hint Tanrıları

Rig Veda’da tanrılar gökyüzünde, havada ve yeryüzünde yaşayanlar olarak üçe ayrılmış olup, sözgelimi güneş tanrısı Surya’nın gökyüzünde, fırtına tanrısı İndra’nın havada, ateş tanrısı Agni’nin ise yeryüzünde yaşadığına inanılmaktaydı. Vedik dönemin önemli tanrıları İndra, Agni, Varuna, Soma, Vayu, Aşvinler, Surya, Vişnu, Mitra, Marutlar, Brihapaspati, Vivasvat, Savitri, Puşan, Rudra, Ribhular, Dyaus, Parcanya, Matarishvan, Bhaga, Vastoshpati, Yama, Vişvakarman ve Tvashtri’dir. Aynı dönemin önemli tanrıçaları Aditi, Prithivi, Ushas, Sarasvati, soyıt tanrıları Manyu, Şraddha, Pacapati, önemki mitolojik varlıkları ise Rakshasa, Pişaça, Gandharva ve Apsaralardı. Epik dönemde vedik dönem güçleri yerlerini yeni tanrı ve güçlere bırakmış olup Vedik dönemin en önemli tanrısı güç kaybetmekle birlikte varlığını sürdürmeyi başarırken, Brahma ile karısı Sarasvati, Vişnu ile karısı Lakshmi, Şiva ile karıları Devi, Uma, Parvati, Kali ve Durga ön plana çıkmıştır.

Hint Kozmolojisi ve Hint Yaratılış mitleri

 Hint düşüncesinde yaratılış birden fazla söylence de açıklanmaya çalışılmaktadır. Bunların en eskisi Rigveda’da (10.121) hiranyagarbha adlı altından yapılmış bir kozmik yumurtanın yaratılışın kaynağı olarak verilirken, Puruşa Sukta’da (10.90) her şeyin tanrılarca kurban edilen Puruşa adlı devin eklemlerinden oluştuğu iddia edilmiştir. Puranalarda ise domuz kılığına giren tanrı Vişnu’nun kozmik suların içine düşerek yeryüzüne hayat getirdiği aktarılmaktadır. Şatapatha Brahmana’da her şeyin yaratıcısı her şeyin babası olarak yeryüzünde yalnız yaşayan Prajapati geçmekte, bu varlık kendisini kadın ve erkek olarak ikiye ayırmaktadır. Çeşitli hayvan ve varlıkların formuna bürünen ikili Puranalarda son olarak Brahma’ya dönüşmüştür. Brahma, Vişnu ve Şiva (Maheşvara) ile birlikte ilahi üçlüyü oluşturmakta olup, bunlardan Brahma evrenin yaratıcısı, Vişnu koruyucusu, Şiva ise yok edicisi kabul edilmektedir. Başlangıçta Vişnu kozmik yılan Ananta’da (Şeşa) yalnız başına dinlenmekte olup, yaratılış hakkında düşünmeye başlayınca Brahma’nın göbeğinden çıktığına inanılmaktadır.

Zaman

Hint düşüncesinde evren uzun süreli döngüler geçirmekte olup bunların en basiti “kalpa” adıyla anılmakta ve Brahma’nın bir gününe veya 4.320 milyon dünya yılına denk gelmekte, bir Brahma gecesi de aynı zamanı kaplamaktadır. Söylenceye göre tanrı bir günde evreni yaratmış ve yeniden yutmuşsa da geceleyin tüm evren uykuya dalan Brahma’nın bedenini terk etmiştir. Her kalpa 14 her biri 306.420.000 yıla denk gelen ikinci bir döngüden oluşmakta olup, bu süreçte yeryüzü dinlenirken insan soyunun atası olan yeni bir Manu ortaya çıkmıştır. Hint düşüncesine göre şu an kaplanın yedinci manvantarası yaşanmakta ve insan soyu Manu Vaivasvata adlı bir atadan gelmektedir. Her manvantara 71 Maha yugadan oluşmakta olup, bunlarda yuga adı verilip Krita (Altın Çağ), Treta (Gümüş Çağ), Dvapara (Bronz Çağ) ve Kali (Demir Çağ) olarak adlandırılan dört çağdan oluşmakta, bunların da uzunlukları sırasıyla 4800, 3600, 2400 ve 1200 tanrı yılından (1 tanrı yılı = 360 insan yılı) oluşmaktadır. İnanışa göre şu anda Kali Yuga yani demir çağ yaşanmakta olup, MÖ 3102 yılında Mahabharata savaşıyla birlikte başlamıştır. Bu çağda sınıflar birbiriyle karışacak, dini inançlar son bulacak, yeryüzü acımasız insanlarca yönetildikten sonra dünya ateş ve sel tufanıyla yok olacaktır.

Tufan zamanı Matsya tarafından korunan Manu ile Yedi Kâhin

Tufan

Başta Şatapatha Brahmana olmak üzere (I: 8. 1), Mahabharata Vana Parvan ve Puranalar gibi eski Hindu yazıtlarında Tufan efsanesinden bahsedilmekte olup, Vişnu’nun avatarlarından Matsya (sazan balığı) ilk insan Manu’yu (orijinal adı Satyavrata’dır) sel tehlikesine karşı bir dev bir tekne inşa etmesi için uyarmıştır. Mahabharata’da Brahmanalar, Kşatriyalar gibi tüm kabilelerin Manu’nun soyundan geldiğini bu yüzden Manavalar olarak adlandırıldıklarından bahsetmektedir. Kumari kralı Kandam ellerini nehirde yıkarken küçük bir balık dile gelerek krala kendisini büyütmesini ileride kurtarıcısı olacağını söylemiştir. Kral Manu balığı önce cam bir kavanoza, ardından büyümesiyle orantılı olarak sırasıyla ibrik, su deposu, kuyu ve dereye konulmuşsa da 16 mil boy ve 8 mil ene ulaşan balık sonunda denize atılmıştır. Balık burada ilk kez Matsya avatarına bürünerek kral Manu’yu önüne çıkan tüm canlıları sürükleyip, götürecek bir tufanın yaklaştığı konusunda uyarmıştır. Kral ailesi için büyük bir gemi inşa ettikten sonra tufan sonrasında yeryüzünde yeni bir yaşam kurabilmek için yanına dokuz çeşit tohum ile çeşitli hayvanları almıştır. Tufan sırasında Vişnu boynuzlu bir balığa, Nagaların kralı Şeşa ise ip formuna dönüşmüş Manu’nun gemisi bu ip sayesinde balığın boynuzuna bağlanarak batması engellenmiştir. Matsya Purana’ya göre tufandan sonra sular çekilince Mana’nın gemisi kuzeydeki Malaya dağlarının tepesine oturmuştur. Tufandan sonra Manu soyunu sürdürebilmek için bir kurban töreni düzenleyerek tanrıların İda adlı bir kadın yaratmasını sağlamıştır.

Kaynak: Özhan Öztürk. Dünya Mitolojisi. Nika Yayınları. Ankara, 2016

Takip, tavsiye ya da beğeni için