Aşağıdaki  Halkbilim Sözlüğü, Folklor Sözlüğü adlı kısa çalışmada efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni hatta yıldızlara ait inanma ve büyüleri bile kapsayan kültür ögeleri maddeleştirilmiş olup, aşağıda K (KAR-KILIÇ) harfi ile başlayan maddeler verilmiştir.

Koyun Dede İstanbul Balıkpazarı’nda bulunan mezarı yaramaz çocuklarının uslanması dileğiyle giden ailelerin uğrak yeridir.

Koyun Yüzü, Davar Yüzü, Saya Koç katımından yüz gün sonra yaz başı geldiğinde çobanlar tarafından kutlanan geleneksel bir şenliğin adıdır. Ocak ayının 25’ine denk getirilen geleneğe bazı yörelerde ‘Saya’ veya ‘Sede Pez’ (Ağrı) adı da verilmektedir. Kışın en soğuk günlerine rastlayan Saya günü kuzuların analarının karnında tüylenip, canlandığına inanılmaktadır. Bugün eski ve yeni çobanlar bir evde toplandıktan sonra köyün evlerini tek tek gezerek çeşitli seyirlik oyunlar oynamaktadır. Saya şenliği, Hıristiyan Rumların 18 Ocak’ta kutladığı Epifani yortusuna denk gelmekte ve bazı araştırmacılar tarafından kışın bitiminin kutlandığı gün olarak ortak köklere sahip olduğu düşünülmektedir.

Gerçekten de İslam öncesi Fars inançlarında kış ortasında kutlanılan ve 100 anlamına gelen ‘sadağ’ veya ‘sädä’ adlı bir ateş bayramı bulunmaktaydı. Fars mitolojisinde ilk insan kabul edilen Gayomard’ın yüz yaşını doldurduğu gün, 50’si erkek 50’si kız çocuklarının sayısı, nevruz denilen yılbaşına o günden itibaren 100 gün kalması ya da mitolojik karakter Hû-şank’ın öldürdüğü bir ejderhadan çıkan kıvılcımlardan ateşi keşfettiği gün saya bayramının kökeni olarak önerilmiş, zamanla bir çoban bayramına dönüşmüştür.

Bkz. Dodo, Saya gezmek

Kozaçok Kazakların köylü kızlara kur yapması temasını işleyen bir Ukrayna halk dansının adıdır.

Köçek Erkek oyuncuların kadın kıyafetleri giyip, yüzlerini boyadıktan sonra kadınca davranışlarda bulunup, kadın gibi dans ederek izleyenleri eğlendirdiği geleneksel oyunun adıdır.

Köle, Esir Yaşam hakkı dahil kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadan bir başka insanın malı sayılan insan anlamına gelmekte olup, kölelik tarih boyunca neredeyse tüm toplum ve kültürlerde hatta tek tanrılı dinlerde bile onaylanıp, belli hukuk düzenlemeleri içinde varlığını sürdürmüştür. Neredeyse tüm dinlerde Tanrı ile insan arasındaki ilişki efendi köle ilişkisi olup bu durumun insan ilişkilerine ve toplum düzenine yansıması kaçınılmazdır. İlkçağ ekonomisinin ve sonu gelmeyen savaşların doğal sonucu olarak gelişen kölelik zamanla başlı başına bir ekonomi haline gelmiştir.

Köme Köy halkının özellikle gençlerin tanışıp birbirini beğenmesi, evleneceği kişiyi seçmesi için topluca gittiği kır gezilerinin adıdır (Kırşehir).

Könçek Geleneksel Tahtacı erkek kıyafetinde topuklara dek inen bol donun adıdır (İzmir).

Köroğlu, Kaşık Düşmanı, Küldöken Geçmişte kırsal toplumlarda erkeklerin ortalık yerde karılarının adlarını söylemesi hoş karşılanmadığından erkekler eşlerini bu tür terimlerle anmaktaydılar.

Köroğlu Barı Kılıçlarını çekmiş iki oyuncunun kaçma, kovalama, saldırma ve karşılama figürlerinden oluşan savaş dansının adıdır (Erzurum).

Köroğlu Oyunu İki ya da daha çok erkeğin yöresine göre davul zurna ya da saz eşliğinde sözsüz ya da özgün türküleriyle icra ettiği savaş oyunlarının genel adıdır. Anadolu’da başta Bolu olmaz üzere, Erzurum, Erzincan, Maraş, Kars, Isparta gibi pek çok yörede farklı şekillerde oynanılmaktadır. Oyunlarda Köroğlu’nun savaşçı yönü ve mertliği temsil edilmekte genelde kılıç, kalkan, kama, piştov gibi silahlar kullanıalrak nadire silahsız olarak yürütülmektedir.

“Benden selam olsun Bolu Beyi’ne

Benimle uğraşmaya dev gerek

Unvan para etmez harp meydanında

Doğrar eğri kılıç, bilek zor gerek

Zabah oğlum gör olur neler

Babayiğitler meydanda goç gibi meler

Yeri düşer garpuz gibi kelleler

Salavat çekmeye çetin dil gerek”  (Maraş)

Köroğlu Zeybeği Ağır başlayıp hızlanan 5/8 veya 10/8’lik bir halk dansının adı olup, özgün türküsü eşliğinde oynanılmaktadır (Isparta):

“Yiğitler silkinip ata binende

Derelerde bozkurtlara ün olur

Yiğit olan döne döne döğüşür

Kötüler kavgadan kaçar hun olur

Koç yiğit cıdasın almış atıyor

Ak elleri kızıl kana batıyor

Bir kötü kavgadan dönmüş kaçıyor

Kaçma kötü kaçma şimdi dün olur

Ben bir Köroğluyum dağda gezerim

Esen ürüzgârdan hiyle sezerim

Çamlıbelden aştığımı görmüşler

Kır atımın sekişinden bilmişler”

Köse, Köse Geldi, Köse Oyunu Koç katımından yüz gün sonra düzenlenen geleneksel eğlencenin adı olup, başı takkeli, eli yüzü un ve kömürle siyaha boyanmış bir kişinin geceleri bastonuyla ev eve dolaşıp evlerden yağ, un, yumurta gibi yiyecekler toplaması, ertesi gün de topladıklarını yoksullara dağıtması şeklinde gerçekleştirilmektedir (Van: Yurt, 7607).

Kars yöresinde iki kardeş arasında çıkan kavgada birisinin ölümü ardından, yere kamçı vurularak diriltilmesi ardından bir domuzu (avlayaral ya da kurban ederek) öldürmeleri temalı bir seyirlik oyun oynanmaktadır. And (2003, 50), domuz kurban etme ve diriltme temalarını Orta Asya şamaları ile ilişkilendirmiştir. İslam’ın domuz etini yasaklamasına karşın genellikle çocuk oyunu olarak sürdürülebilen bu tür dindışı geleneklerin erişkinler tarafından yaşatılması ilginç ama sık rastlanılan bir durumdur.

Oyunun benzer bir varyasyonu Azerbaycan’da Nevruz zamanı oynanılıp Kos-Kosa adıyla bilinmektedir.

 

Kos-Kosa
Bayram günlerinde cavanların ve uşagların sevdiyi ve çoh yayılmış oyunlardan biri de Kos-kosa’dır. Cavanlar bir yere toplaşırlar. Bir nefer zirek ve hazır cevap oğlana tersine kürk geyindirirler, üzünü möhkem möhkem unluyur, başına bir uzun motal papag goyur, ayaglarının altına ayag formasında ağaç sarıyırlar. Boynuna zıngırov salır, paltlarının altından garnına yastıg balayır, bir çömçeni gırmızı bezeyip eline verir ve gapı gapı gezdirip oynadarag pay toplayırlar. Kosanı gezdirenler bu mahnını ohuyorlar:

Ay kos-kosa, gelsene

Gelib salam versene

Çömçeni doldursana

Kosanı yola salsana

Ay uyruğu uyruğu

Saggallı it guyruğu

Kosam bir oyun eyler,

Guzunu goyun eyler,

Yığar bayram bonçası

Her yerde düyün eyler

Novruz novruz bahara

Güller güller nubara

Bağçanızda gül olsun

Bal olmasın, yağ olsun

Evdekiler sağ olsun

Hanım dursun ayağa

Kosaya pay versin ağa

Mermer boyuzun dörd gırağında

Bülbüller obur şah budağında

Her ne istesem hudadan allam

Dellek dükanın yadıma sallam

Dellek dükanı tamam çıragban

Mağara çalıb keserikgurban

Gurbanın olum, yaşıl çuhalı

Derbendli isen, yohsa buralı?

Bağçanızda gül olsun,

Bal olmasın, yağ olsun

Evdekiler sağ olsun

Hanım, ayağa dursana

Kosaya pay varsana (Ahundov, 1968:224)

 

Farsça ‘saçı, sakalı olmayan adam’ anlamına gelmekle birlikte aynı zamanda masallarda kısa boylu, kurnaz ve hileci bir adam olarak görülmektedir. Kös, aynı zamanda sürünün önünde giden keçinin boynuna takılan çanın adıdır. Metin And, İran hatta Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerinde Sünni Müslümanların Muharrem’in onuncu günü Aşure’de benzer oyunlar oynadığını örnekleriyle bildirmiştir. Tunus’ta oynanan ve hayvan postu giyilen ‘Ayı ve bakıcısı’ oyunu, çeşitli hayvan ve canavarların kılığına girme, ölüp-diriltilme figürleri ortaktır (And 1976:6).

Bkz. Kosa Gelin

Köstebek Bir Anadolu inanışına göre bir Yahudi ile Müslüman arasında çıkan arazi kavgasında Yahudi’nin tarlanın kime ait olduğunu toprağa sorma teklifini kabul eden Müslüman’ı kandırmak için toprağın altına girerek ‘tarla Yahudi’nin’ diye bağırarak yalancı şahitlik yapan arkadaşını Tanrı tarafından köstebeğe dönüştürülmüştür.

Köşker Geleneksel ayakkabı yapımcı ve tamircisinin adıdır.

Potin/uzun konçlu çizme tipleri:

Uluayak, kaba rüzgâr, Rüzgâr, Uluorta, Ortaayak, Kıçayak, Köşkerce, Hemzeca, Tabakayağı, Kelikli, Yası

Açık yemeni/iskarpin tipleri:

Çağıtsız, Kaba rüzgâr, rüzgâr, Uluorta, Zergezden, Zenne, Çekezenne, Köşkerce, Cızılı, Gez, Gez’in küçüğü, Metelik (Yurt, 5727)

Köşker Baba Varto yakınlarında bulunan bir ziyaret yerinin adı olup, gidenler, gömüt taşını öper, beraberlerinde getirdikleri yemekleri birbirlerine ikram eder ve topluca eğlence düzenlerlerdi (Muş).

Köylen 5-6 çocuğun ellerinde sopalar ve bir top yardımıyla oynadığı, topu önceden açılmış çukurlara sokmaya çalıştıkları bir çocuk oyununun adıdır (Nevşehir).

Köz Saymak Çocukların hasta olmasına neden olan nazarı engellemek amacıyla su dolu bir çanağa köz atma uygulamasının adı olup, her köz nazarı değdiğinden şüphe edilen kişiyle ilişkilendirilir, suyu en çok fokurdatan közle tespit edilen isim için muska yazılarak çocuğa takılır.

Kru Efsanevi şifacı özelliğiyle ünlü Kamboçya bir şamanın adıdır. Hastalığa sebep olan kötü ruhları defederken şifalı otlar ve panzehir taşı kullanmaktadır.

Ksanas Kuzeybatı İspanya masal ve efsanelerinde bir çeşit su perisinin adı olup, olağanüstü güzellikte saçlara sahip, güzel sesleriyle büyüleyici şarkılar söyleyen ve nehir kenarlarında yaşayan varlıklardır.

Ksindhi Arnavut halkının inanışında elf benzeri doğaüstü yaratıkların adı olup, kapı gıcırtılarından ve alevin titremesinden varlıkları hissedilmektedir. Erkek olanlarına Ksindhi, dişi olanlarına Xindha adı verilmekte olup, bazen insanlara dostça davranmalarına karşın genel tavırları düşmancadır.

Kuaçag İskoçya’nın dağlık bölgesinde bir su ruhunun adı olup, ‘bukleli saçlı kız’ anlamına gelmektedir.

Kuang Şi Çin’in Canton bölgesinde bir çeşit zombie olarak tasavvur edilen hayata dönmüş ölülerdir.

Kuçipudi Altı klasik Hint dans stilinden birisinin adı olup, Andhra Pradeş devletinin yerel dansıdır. Aynı zamanda Divi Taluk’un Krisşna bölgesinde bir köyün de adıdır.

Kuçkuçura, Gusgustera, Kuşturkura, Kuşdunkura Trabzon ve Gümüşhane’de yaz aylarında yağışların uzun sürmesi durumunda güneşin açmasını sağlama amacıyla daha çok çocuklar tarafından gerçekleştirilen bir çeşit güneş duası olup, köy gençlerin bugün için mahiyeti tam olarak anlaşılmayan bazı tekerlemeleri söyleyerek köy evlerini dolaşıp, un ve yağ toplayarak kuymak hazırlaması ve bu kuymağı eğlenerek hep birlikte yemeleri suretiyle uygulanmaktaydı. Görüldüğü gibi Anadolu’da yağmur duası amaçlı ritüellerin benzerleri tersine bir amaç için uygulanmaktadır.

Tekerleme:

“Guza guza/Gus guruza/Allah’tan güneş isderuz/Xatunnardan gaymag isderuz/ Verenun teknesine bereket/Vermiyenun teknesine başum gadar/Bir kokmiş sıçan duşsun” (Caferoğlu, 1946:144 [Yomra, Gohali köyü])

Aynı gelenek ‘Babra Bubrik’ adıyla Hemşin’de gerçekleştirilmektedir. Gus-gus ve Kuç-Kuç terimleri Kos-Kosa (Bkz. Köse Gelin) oyunuyla alakalı olmalıdır.

 

Kuçkuçura
 

Karadeniz’in bazı yalı köylerine has bir halk oyunudur. Adından da anlaşılacağı üzere Rum mübadillerin göreneklerinden kalmış olduğu sanılmaktadır. Bozuk havalar münasebetiyle yapılır. Bu oyun ve eğlence yapılırsa güneşin açılacağına inanılır. Oldukça eğlenceli ve tatlı bir gösteridir. Oynanılacağı zaman erkekli-dişili veya o çevrenin anlayışınca yalnız erkekler ve kadınlar (kızlar) tarafından ayrı ayrı yürütülür. Oyuncular ister erkek, ister kadın olsunlar, birkaç türkücü, bir kemençeci veya zurnacı, bir ışık tutan (çırakmacı), birkaç da ellerinde çanak, sepetçik, tas, maşrapa taşıyan kimse yer almışlardır demektir. Toplanacak yiyeceklerin çeşidine göre kaplar alınarak toplanan maddeler onlara doldurulur. Önce bir evde toplantı olur. En önde ‘çırakma’ denilen ve uzun bir demir telin ucuna bağlanmış bulunan ‘kevgir veya ızgara gibi uçlu’ aletin taşıyıcısı gider. Çıraklar yakılır veya taşıdığı ışıklı fenerle yolu aydınlatan kimse yürür. Onun arkasında kemençeci ile türkücüler sıradadırlar.

Bütün oba evlerini, kapı kapı hep birlikte dolaşırlar. Bu oyun gece oynandığı için herkesin kapalı kapısı önünde kümelenirler. Kemençeci çalmaya, türkücü türküsünü çağırmaya, öbürleri de oynamaya başlarlar.

Bu oyun ve eğlenceler daha ziyade yaylalarda yapılır. Yağ, peynir, kaymak, yumurta, minci (toz ve tellenmiş hale getirilen peynirle karışık bir çeşit telli peynir), un, çökelek toplanır. Sonra ilk toplantı evine gelinir. Orada yakılan ateşte, toplanan şeyler çeşidine göre pişirilip yenilir. Bu oyun esnasında her kapı önünde şu yarı Türkçe, yarı Rumca şarkı (türkü) geleneğe uygun surette tekrarlanır:

 

Kuçkuçura ne istersün?

Yağ isterum, bal isterum

Allah’tan güneş isterum

Verursanız ver gidelum

Vermezsenuz koy gidelum

Etirenge vudoroban

Enanriyan alesohon

Çakosendo kovsakabon

E yaylaci süt ona

Teknelerun şen osun

Rezil eylema bizi

Düşmanlarum kör osun

(Kaynak: Mahmut Ragıp Gâzimihâl)

 

 

 

Kudeyar Nikolay Kostomarov’un aynı isimli romanının (1875) ana karakteri olan Rus halk kahramanının adıdır. Efsaneye göre Korkunç İvan’ın ağabeyi olup, çocukken Kazaklar tarafından kaçırılmış, büyüdüğünde korkusuz bir kahraman olmuştur.

Kudret dili Tanrı’nın güzel söz söyleme ve konuşma yeteneğine sahip olan kişilere ihsan ettiğine inanılan özelliğe Anadolu’da verilen isimdir.

Kudret kalemi Tanrı vergisi güzelliği tanımlayan bir terim olup, Tanrının bazı kadınları yaratırken kayırdığı inancını vurgulamaktadır.

“Elvan çiçeklerden sokma başına

Kudret kalemini çekme başına” (Karacaoğlan)

Kudret topu Afyon’da bulunan Koç Gazi Türbesi’nden yılın belirli zamanlarında gökyüzüne atıldığına inanılan ışık toplarının adıdır. Muhtemelen deprem bölgesi olan yörede yerkabuğundan sızan metan gazının oksijenle yanması sonucu meydana gelmektedir.

Kuduz Tekkesi Konya İlyasbaba Tekke köyüne komşu köylerce verilen isimdir. Rüyasında ya da gerçek hayatta kuduz bir köpek tarafından ısırılan kişiler şifa amacıyla bu köydeki tekkeye gelmekte, Kuduz Tekkesi’nde bir sopa ile hafifçe dövülerek sıkıntılarından kurtarılmaktaydı.

Kuka Brezilya masallarında timsaha benzeyen bir cadının adı olup, çocukları taşa çevirmektedir.

Kukeri, Koukeri Bulgaristan’ın Pazarcık bölgesinde üstlerine hayvan postları giymiş, yüzlerine hayvan maskesi takmış, boyunlarına çok büyük sığır çanları asmış erkek dansçıların adıdır.

Antik Dionysos törenlerinin kalıntısı olarak, ellerinde baharın gelişiyle tabiattaki yenilenmeyi tasvir eden (erkek cinsel organını temsil eden) sopalar taşırlar. Anadolu’da özellikle Trabzon folklorunda rastlanan karakoncoloz (momoyer) karakteriyle benzerlik göstermektedir.

Kukeriler, köydeki tüm evleri tek tek dolaşır ve her evde bir şeyler yer içer gibi yapar, dolaşırken bellerindeki çıngıraklardan mümkün olduğunca ses çıkarmaya çalışarak geldiklerinin duyulmasını isterler.

 

Kukeri
 

Batı Bulgaristan’da ‘sirvaskarı’ ve Rodop ve güneybatı Bulgaristan’da ‘startzi’ yeni yıl, Bulgaristan’ın güney batısında kukeri ve Sredna Gora bölgesindeki startzi ise Büyük Perhiz’le ilintilidir. Bunlardan sirvaskari kümesinde oyuncular başkişi kuş maskeleri takar. İkinci bir kesim at ve kır kısrak maskesi takar, üçüncü bir kesim ise yaban hayvanların, deve yaban domuzu, boğa, geyik, ayı vs. hayvanların maskelerini takarlar. Bunların avcılıkla ilgili ritüellerin kalıntısı olduğu kuşkusuzdur. Kukeri denilen oyunlar daha yaygındır. Bunlar daha çok Trakya kökenli olup, tarımla, ekimle, ölüp dirilme, döllenme ile ilgilidir. Maskelerin çoğunluğu iseöküz, teke, koyundur. İşlevi yeni tarım süremini açılmasını kutlamak içindir… Yalnız birçok Türk öğelerinin bulunduğunu anımsatmakla yetineceğim. Sözgelimi oyun kişilerinden ikisi hatarçari yani haraç toplayıcılardır. Geçenlere kül atan plufkatç ise Türk gibi giyinir. Daha önce bir yazımda Kuker’in bir adının da cemale olduğunu belirtmiştim. Aynı adla [Cemal, Cemalcik) oyunun Trakya ve Anadolu’da Türk köylüsünce de oynandığını belirtmiştim. Özellikle Güney Yugoslavya’da Makedonya’da ise bu karşımıza dzamala,dzamaldziji vb. adlar altında karşımıza çıkıyor (And 1976:21-22).

 

 

Bkz. Karakoncoloz, Karakura

Kul Himmet 16. yüzyılda yaşamış bir halk şairi olup, Pir Sultan Abdal’ın çömezlerinden birisi olduğu sanılmaktadır.

“Kul Himmet üstadım yolu kurdular

Kafeste ötüyor kumru tutular

Hakk’ı yarar dilek kabul dediler

Yaradana yalvarırım sabahtan”

Kulam Filipinlerde büyücülüğe verilen isimdir. Aynı kökten türetilen Kulamin ‘uğursuzluk’, Mangkukulam ise ‘büyücü’ anlamına gelmektedir. Mangkukulam, eziyet etmek istediği kişiyi temsil eden bir bebeğe iğneler batırıp sihirli sözler söyleyerek büyüsünü yapmaktadır. Filipin dilindeki yağmur duaları da bir çeşit büyü olarak değerlendirilmektedir:

“mamumo ang ulap, didilim ang kalawakan; sa kapangyarihan ng tatlong ulit na espiritu luluha ang sangkatauhan”

Kulig Monarşi zamanında Polonyalı aristokratların (szlaçta) kış mevsiminde düzenledikleri kızak çeken at arabalarıyla malikâneleri dolaşarak her evde bir şeyler yiyip, dans ederek sürdürdükleri eğlencenin adıdır.

Kuloğlu 17. yüzyılda, IV. Murat devrinde yaşadığı sanılan bir halk şairinin adıdır.

“Sultan Murat eydür şimdi zamane

Bana da kalmadı beyler elveda

Büküldü kametim döndü kemane

Gezüp seyrettiğim yollar elveda…”

Kulşeder Arnavut halkının inanışında eril bir iblisin adıdır.

Kum Adam Kuzey Avrupa’da çocukların gözüne bir miktar kum saçarak uyumalarını sağlayan folklorik bir karakterin adı olup, Hollanda’da Klaas Vaak adıyla bilinir.

Kumari Devi Nepal’de Nevari halkının yaşadığı Şakya kalesi içinden buluğ çağı öncesi yaşta bir kız seçilerek Kumari Devi adıyla tanrıça ilan edilmekte, Budistler tarafından kutsal kabul edilip tapılmaktadır.

< Kumari ‘Bakire’ + Devi ‘Tanrıça’

İnanışa göre tanrıça Taleju kızın vücudunda (reenkarne olarak) hayat bulmakta ve menstruasyon (adet kanaması) zamanına dek barındığı vücudu terk etmektedir.

Kumari geleneğinin gerçekleştirildiği pek çok yer olup özellikle Katmanduda ki ünlüdür. Titizlikle gerçekleştirilen yapılan seçmeler sonucunda seçilen tanrıça şehrin merkezinde Kumari Ghar adı verilen mevkide oturur. Hindu geleneğinde 2600 yıldır bakirelere tapınıldığı bilinmekteyse de Nepal’de Kumari geleneği 17. yüzyıldan sonra gerçekleştirilmiştir. Sağlık sorunu olmayan, önemli bir hastalık geçirmemiş, cildi kusursuz ve eksik dişi olmayan kızların arasından 22 geleneksel kritere göre seçim yapılmaktadır. Bu kriterlerden bazıları:

  • Deniz kabuğu gibi boynu olmalı
  • Banyan ağacı gibi gövdesi olmalı
  • İnek gibi kirpikleri olmalı
  • Geyik gibi butları olmalı
  • Aslan gibi göğsü olmalı
  • Ördek gibi temiz ve yumuşak sesi olmalı

Günümüzde Kumariler devletten ayda 6.000 rupi (80$) maaş almaktadır ki bu ücret ortalama bir kişinin kazancının yaklaşık dört katıdır.

Son Kumariler:

  • Hira Maiya şakya (1922-23)
  • çini Shova Şakya (1923-31)
  • Çandra Devi Şakya (1931-33)
  • Dil Kumari Şakya (1933-42)
  • Nani Şova Şakya (1942-49)
  • Kayo Mayju Şakya (1949-55)
  • Harşa Laksmi Şakya (1955-61)
  • Nani Mayju Şakya (1961-69)
  • Sunina Şakya (1969-78)
  • Anita Şakya (1978-84)
  • Raşmila Şakya (1984-91)
  • Amita Şakya (1991-2001)
  • Priti Şakya (2001-2008)
  • Matina Şayka (2008-)

Kumulipo İki bin mısradan oluşan geleneksel bir Hawai şarkısının adıdır. Yeni Zelanda Maorilerinde benzer bir şarkının adı Vharevananga’dır. Baştan sona ve tüm geleneksel ritüelleriyle en son söylenen görkemli Kumulipo töreni 1879’da Kaptan Cook onuruna, yerliler tarafından tanrı Lono zannedildiği için düzenlenmiştir.

Kumilipo’nun içeriği iki zaman dönemini kapsamaktadır.

  1. Po: Dünya ve evrenin karanlıkta olduğu, insan bilincinin algılamayacağı yaratılış öncesi dönem.

Ao: Işığın ortaya çıkmasıyla, tanrıların insan ve hayvanlara şekil vermesiyle başlayan dönem.

Kurbağa prenses Bir köylü kadın (bazı Rus varyantlarda bizzat Çar), oğullarını uzaklara göndererek gelin adaylarıyla dönmelerini istemiş ağabeylerinden farklı olarak bir kurbağaya evlenme teklif eden küçük oğul iyi huyunun ödülü olarak kurbağa çok güzel bir prensese dönüşmüştür.

Kurban Tanrılara sunulan özverili armağanların adıdır. Toplumlar uygarlaştıkça insan kurbanının yerini hayvanlar, yiyecekler ve dualar almıştır.

  1. Doğan çocukların ömrünü uzatacağına inanıldığından Çerkezler çocuk doğar doğmaz ya da en geç 2 yaşına geldiğinde kurban kesilmektedir.

Kurban Orucu Kurban sahibinin kurban kesilip parçalanıncaya kadar yemek yemeyip orucunu kesilen kurban etinden pişirilen yemekle açması geleneğinin adıdır (Kandıra).

Kurşun Dökme Eritilmiş kurşunun nazar olduğuna inanılan kişinin başı üzerinde tutulan su dolu bir kaba dualar eşliğinde dökülerek alınan kurşunun aldığı şekle göre kehanette bulunma sanatıdır. İslam ülkelerinin yanı sıra Ortaçağ Avrupa’sında da aynı amaçla uygulanmıştır.

Kurtadam, Werewolf, Wolfman 1. Dolunay zamanı yarı kurt -yarı insan görünümlü bir canavara dönüşüp insanlara saldıran bir yaratığın adıdır.

Yunanca lykanthrope ‘hayvana dönüşme’ adıyla da bilinen durumun Avrasya Şamanizm’i ve cadı kültüyle ilişkili olduğu sanılmaktadır. Benzer şekilde Kuzey Amerika yerlileri ayı-adam, kurt adam, tilkiadam benzeri varlıkların hikâyelerini anlatmaktadır. Avrasya ve Amerika’nın erken dönem medeniyetlerinde ilk tanrıların yarı insan yarı hayvan formunda olduğu görülmektedir. Eski İskandinav dillerinde ulfhedhnar ‘kurt kıyafetli’ ve berwerker terimleri kurt ve ayı postu giyen savaşçıları tanımlamaktadır. MÖ 5. Yüzyılda Herodot, proto-Slavlar olması muhtemel Neuroi halkından bahsederken yılın belirli günlerinden kurda dönüştüklerinden bahsetmiştir. Ukrayna ve Belarus folklorunda kurt adam kültü yaygın olup, bu yaratıkların kedi, köpek hatta çalı formuna girerek şekil değiştirdiklerine inanılmaktadır. Baltık ve Slav halkları bu dönüşümün sihirli bir kemer veya bir kurt postu giyilmesi sonucu gerçekleştiğine inanmaktadır.

Kurt adamlar, Vampirlerden farklı olarak ölü değillerdir, güneş ışığından ve haç sembolünden etkilenmezler. Bir insanın iki sebepten ötürü kurt adama dönüştüğüne inanılır:

  1. Kudretli büyücülerin düşmanlarına saldırabilmek için kara büyü yardımıyla kurt formuna dönüşmeleri.
  2. Büyücülerin masum insanlardan intikam alma amacıyla onları yine kara büyü yardımıyla kurda dönüştürmesi.

Bununla birlikte bazı büyü kitaplarında birisini kurt adam yapabilmek için çırılçıplak soyduktan sonra tüm vücuduna yeni öldürülmüş hayvan yağı ile bazı bitkilerin karışımı sürülmeli, beline insan veya kurt derisinden kemer takılmalıdır.

Kurt adamların varlığına dair ilk resmi kayıt 1407 yılında İsviçre’nin Basel kentinde tutulmuş, 1520-1630 yılları arasında Avrupa’da 30.000 civarında kurt adam vakası kayda geçmiştir. İlk olarak 1521 yılında Poligny’de üç adam aileleriyle birlikte kurt adam olmakla suçlanmış ve yakılarak öldürülmüşlerdir.

< Eski Saksonca wer ‘adam’ + wolf ‘kurt’

Diğer dillerde terminoloji şöyledir:

Fransızca asloup garou; İspanyolca hombre lobo; İtalyanca lupo manaro; Portekizce lobizon, lobo home; Lehçe wilkolak; Rusca olkolka, volkulaku; Yunanca brukolakas.

(Steiger, 1999; Steiger & Steiger, 2003; Mack, 1998; Clark, 1978)

  1. Bkz. Apotamkin
  2. Bkz. Vurkolak

Kurt ağzı bağlama Sığır ve manda gibi evcil hayvanlarını yayla veya ormanlık alanda kaybeden köylülerin gerçekleştirdiği bir batıl itikadın adı olup, ele alınan bir ipin okunarak düğümlenmesi suretiyle başıboş kalan hayvanın kurtlardan korunacağına inanılmaktadır (İç Anadolu).

Kurtların günü Bulgarisan’da Kasım ayında insanların ve evcil hayvanların kurtlardan korunması gerektiğine inanılan üç-yedi veya dokuz gününün adıdır. Son günün ilk insanı yiyen topal bir kurdun günü olduğuna inanıldığından en tehlikeli kabul edilmektedir.

Kurupira Brezilya masallarında ormanların koruyucusu olan bir ruhun adıdır. Hayvanları avlamak isteyen insanların kaybolmalarına sebep olan kırmızı renkli bir çocuğun adıdır.

Kurupira Brezilya’da Tupi halkının inanışında ormanların koruyucusu olan eril doğaüstü varlıkların adıdır.

Kusanagi Japonca tam adı Ame no Muraku-mo no Tsurugi ‘kümelenmiş bulutların cennetinin kılıcı’ veya Kusanagi-no- tsu-rugi olup iki kenarlı, kısa ve düz formda efsanevi bir kılıcın adıdır.

Kuş Dili İskoçya ve Rusya’da farklı varyasyonları bulunan bir masalın adıdır. Dört kuş yavrusunun fırtınadan kurtaran delikanlıya kuşların annesi kendi dillerini öğretir. Akşam eve giden genç dışarıda öten bir bülbülün kendisine bir gün kral olacağını, zengin bir tüccar olan babasının ise ona hizmet edeceğini söylediğini duyar. Durumu babasına açıkladığında evden kovulur. Türlü maceralardan sonra genç kendi krallığını kurar, bu arada tüm servetini kaybeden babası tesadüfen krallığına iş aramak için gelerek bilmeden oğlunun hizmetine girer; bülbülün kehaneti gerçekleşir.

Kuş Yenmek Doğu Karadeniz bölgesi ve Kafkasya’da görülen bir adetin adı olup sabahleyin bazı kuşların ötmeye başlamasından önce uyanıp bir şeyler yenilmezse o günün kötü geçeceğine inanılmaktadır.

Yusufeli (Artvin):

  • Gürüt kuşu: sabah gül koklamadan bu kuşun sesini duymak uğursuzluk getirir.
  • Çoçolu kuşu: Ağız adı verilen muhallebiyi yemeden önce bu kuşun sesini duymak uğursuzluk getirir.
  • Hopop kuşu: Sabah ağzı su ile çalkalamadan bu kuşun sesini duymak uğursuzluk getirir.

Kuş Yolu  Litvanya halkının inanışında ölülerin Dausos’a seyahat ettiği Samanyolu’na verilen isimdir.

Kuymak 1. Yeni doğum yapmış lohusaya yedirilen ilk yemeğin adı olup un, tereyağı ve şekerle yapılan bir lapanın adıdır (Bursa)

  1. Mısır unu, tereyağı ve minci adı verilen çökelek peynirinden yapılan lapanın adıdır (Trabzon).

Kuzey Işıkları Kuzey yarımkürede kutuplara yakın bölgede gökyüzünde görülen renkli ışıklar (Aurora Borealis) çeşitli kültürlerde farklı şekilde yorumlanmıştır. Finliler kuzey ışıklarını ölülerin uçuşan ruhları, Laponlar savaşta ölenlerin ruhları, İskandinavlar Valkyrilerin kalkanalrından yansıyan güneş ışınları, Kuzey Amerikan yerlileri ise ölüm ruhları olduklarına inanmaktaydı. Sibirya’da yaşayan Ostyak halkı kuzey ışıklarını balık tanrı Teman’ın yolculara yol göstermek amacıyla yaktığı ateş olduğuna, Rusya’da yaşayan Çukçiler ise zalimce öldürülen insanların cennetteki evlerinden yansıyan ışıklar olduğunu düşünmekteydi.

Kuzu Kuzu Kuşu Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde baktığı kuzuları kaybedince üzüntü ve korkusundan Tanrı’ya kuş olması için yalvaran ve dileği kabul edilen bir çobanın dönüştüğüne inanılan kuşun adıdır. İnanışa göre ‘kuzu kuzu’ sesi çıkararak o günden beri kaybettiği kuzularını aramaktadır.

Küççe düğünü Ergenlik dönemine giren kızların büyüyüp bebekle oynama yaşının geçtiğini belirlemek için yapılan ritüelin adıdır.

Küçük Avesta Bkz. Khorda Avesta

Küçük nişan İki aile arasında yapılan ve evde takı takma işleminin de gerçekleştirildiği adetin adıdır (Kırşehir).

Küçük oğul Masallarda genellikle kahraman olarak bahsi geçen, ailenin en küçük (genellikle aynı zamanda üçüncü) erkek çocuğudur. Masalın başlangıcında gücü, yetenekleri ve aklı ağabeyleri tarafından küçümsenmesine karşın (bazı varyantlarda gerçekten aptaldır) kardeşlerinin başaramadığı bir görevlerin (genellikle temiz kalbi veya büyülü güçleri olan birinin yardımı sayesinde) ustalıkla üstesinden gelmektedir.

Küf Evlenilecek kişinin seçiminde yaş fizik ve kültür açısından denk olanının adıdır (İçel).

Küllü Mamık Keloğlan ve Köse masallarının varyantı olan fakir, iyi huylu ve cin gibi zeki bir masal kahramanı gencin adıdır (Kahramanmaraş, Gaziantep).

Kürt soyu Yozgat’ta derlenen ve maksadı kötülemek olan bir hikâyeye göre (M. Rasanen, ‘Studia Orientalia’, IV, 1936. s. 38-39) İfrit, Süleyman Peygamber’in kızıyla evlenmek isterse de Süleyman İfrit’in talebini geri çevirir. Bunun üzerine İfrit, Süleyman’ın bir cariyesiyle birlikte olur. Kadın bu ilişkiden doğan oğlunu utancından bir dağ başına bırakınca çocuğu dişi bir ayı emzirmiş, bir köpek de konuşmayı öğretmiştir. Bu çocuk Kürtlerin atası olmuştur (Boratav 1984: 34).

Bkz. Çingene soyu

Küsuf Arap halkının Güneş tutulmasına verilen isim olup, bir ejderhanın güneş ile ay arasına girmesi sonucu meydana geldiğine inanılmaktaydı.

Kyrkogrim İsveç halkının inanışında kiliselere musallat olan kötü ruhların adı olup, genellikle kara köpek bazen de küçük şekilsiz siyah insanlar olarak görünürler. Kiliselerin çanlarını çalarak eğlendiklerine inanılan bu yaratıklara İngiltere’de Church Grim (kilise suratsızı), İskoçya’da Kirk Grim, Finlandiya’da Kirkonwäki adı verilmektedir.

Folklor Sözlüğü önceki bölümler

AA-AK,  AL -AS, AS, AZ, BA -BAŞ, BAT-BLU, BO-BY, C, Ç, DA, 

DİN-DZ, E, F, GA-Gİ, GJ-GZHA-HAL, HAM-Hİ, İ, , KA-KARKAR-KILIÇKINA-KOVBOY

Kaynak

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009

Takip, tavsiye ya da beğeni için