İslam

İslami Terimler Sözlüğü – N, O, Ö

Aşağıdaki İslami Terimler Sözlüğü’nde N, O, Ö harfi ile başlayan dini terimler ve anlamları yer almaktadır.

Nâ-mahrem  Evlenilmesi caiz olan (yakın akrabadan olmayan) kişileri tanımlamak için kullanılan terimdir.

Nâciye, Fırka-ı Naciye  Kurtuluşu eren grup anlamına gelen terim Ebu Hureyre’nin aktardığı hadislerden birisinde geçmektedir:

“Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka Cehenneme gidecektir”, buyurmuşlardır. Ayrıca bu türden olan hadislerin devamında sahabelerin, Fırka-ı Naciye’den sormaları üzerine Hz. Peygamber, Fırka-ı Naciye’yi: “Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabımın yoluna uyanlardır.” diye tanımlamıştır.

Nâciyye  Bir Nakşibendi kolunun adıdır.

Nâfi’ ve’d-Dâr  Allah’ın güzel isimlerinden (Esmâ-i hüsnâsından) birisi olup, yarar ve zarar, iyilik ve kötülük kendisiinden olan anlamına gelmektedir.

Nâfile  Vacip veya farz dışında kalan ibadetlerin adıdır.

Nahl Suresi  Kur’ân-ı Kerîm’in on altıncı suresinin adı olup, üçü Medine’de diğerleri Mekke’de inmiş yüz yirmi sekiz ayettir.

Nâhûr  Hz. İbrahim’in amcası ve üvey babası Âzer’in gerçek adıdır.

Nâib  Hac ibadetini yerine getirmek isteyen kişiye vekâlet eden kişi olup, ticârî maksatla yapılan bir iş değildir.

Naîm Cenneti  Sekiz Cennet’ten beşincisinin adı olup, Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçmektedir:

“İman edip de salih ameller işleyen kimseleri, onların Rabbi, imanları sebebiyle kendilerine ağaçları altından ırmaklar akan Naîm cennetlerine kavuşturan yolu gösteri.r” (Yunus 9)

Naimiyye  Zeydiyey kollarından birisi olup, Ali’nin halifeliğine karşı çıkanları (Hz. Osman dâhil) kafir saymaktadılar.

Nakîb  Tekkelerde şeyhin yardımcısı konumundaki en yetkili dervişe verilen isim olup, Arapça ‘topluluk ya da kabile lideri’ anlamına gelmektedir.

Nakîbu’l Eşraf  Hz. Muhammed’in soyundan gelen kişilerin işlerini görmek görevlendirilen memurlara verilen isimdir.

Nakş-i Kadem-i Nebî  Hz. Muhammed’in taş üzerindeki ayak izinin adı olup, istanbul Sirkeci’de dördüncü Mustafa Han’ın türbesinde bulunmaktadır.

Nakşibendi Tarikatı, Nakşibendiyye  Şâh-ı Nakşibend Muhammed Behâeddîni Buhârî tarafından 14. yüzyılda kurulan bir Sünni tarikatının adıdır. Ahrariye, Halidiye, Mazhariye, Melamiye-i Nuriye ve Haldiye gibi pek çok kola ayrılmış, Anadolu’ya Simavlı molla İlahi tarafından getirilmiştir.

Nakşiliğin esasları:

  1. Şeriatla zahiri temizlemek
  2. Tarikatla bâtını temizlemek
  3. Hakikatla kurb-ı ilahîye ulaşmak
  4. Marifetle Allah’a ulaşmak

Tarikatın kolları: Ahrâriyye, Naciyye, Kâsaniyye, Muradiyye, Mazhariyye, Melamiyye-i Nûriyye, Câmiyye, Müceddidiyye, Hâlidiyye

Namaz  İslam dininin beş şartından birisi olup, bazı özel şartları yerine getirme şartı ile belli vakitlerde gerçekleştirilmektedir. Farsça ‘ateş önünde eğilmek’ anlamındaki terim Selçuklular döneminde Türkçeye geçerek             Arapça orijinali ‘salat’ın (dua) yerine kullanılmıştır. Sünni fıkıhçıalra göre günde 5 vakit namaz her Müslüman’a farzdır. Bunlar (Arapça karşılıkları):

Sabah namazı (Salatü’l Sabah)

Öğle Namazı (Salatü’z Zuhr)

İkindi Namazı (Salat ül Asr)

Akşam Namazı (Salatü’l Mağrib)

Yatsı Namazı (Salatü’l Işa)

Namaz öncesinde abdest (gerekliyse gusül abdesti de) alınması, benden ve elbiselerdeki kirleri temizlemek, örtünmek ve kıbleye dönmek, doğru vakti seçmek ve niyet etmek gereklidir.

Nâme-i Seâdet  Hz. Muhammed’in Kıpti hükümdârı Mukavkıs’ı İslâm’a davet için yazdığı 12 satır yazıdan oluşan mühürlü mektubun adıdır.

Namrud, Nemrut  Hz. İbrahim’i odun ateşinde yakmaya çalışan kralın adı olup, yangın tanrı tarafından söndürülmüş, Nemrud’un kız kardeşi Sarah daha sonra İbrahim’le evlenmiştir.

Namus  Hz. Muhammed ve Hz. Musa’ya Allah tarafından gönderilen kutsal kanunlara verilen isim olup, bazen bu kanunları gönderen büyük melek de bu adla tanımlanır.

< Osmanlıca namus ‘kânun’

< Yunanca nomos ‘düzen, nizam’

Nâmus-ı Ekber  dört büyük melekten biri olan Cebrâil’in adlarından birisidir.

Nâmus-ı İlâhî, Nâmus-ı Rabbânî  İslâm dîni anlamına gelen deyimlerdir.

Nâr, Nâr-ı Cehennem  Cehennem ateşinin adıdır. Ku-r’ân-ı Kerîm’de: “Ameli ve iyiliği ile kim dünya hayatını ve ziynetini isterse, onlara dünyada güzel amellerinin karşılığını bol bol veririz. Ecirlerinden hiçbir şey eksik bırakılmaz. Onlar için ahrette, karşılık olarak, sadece nâr vardır.” (Hûd 15)

Nâs Suresi  Kur’ân-ı Kerîm’in yüz on dördüncü ve son suresinin adı olup, Medine’de inmiştir ve altı ayettir.

Nâsıriyye  Nâsır Hüsrev’in kurduğu bir İsmailiye kolunun adıdır.

Nasip  İnsanın Tanrı’nın lütfu sayesinde elde edebileceği şeylerin genel adıdır.

Nasr 1.  Kuran’da Nuh peygamber döneminde tapınılan putların adı olarak geçmektedir (71:23).

< Arapça nasr ‘akbaba’

  1. Kur’ân-ı Kerîm’in yüz onuncu suresinin adı olup, üç ayettir ve Mekke’de inmiştir.

Nasrânî  İsa peygamberin öğretisine verilen isim olup, İsa’nın doğduğu Nasıra köyüne atfen konulmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Şüphe yok ki, daha önce peygamberlere iman edenler, Yahudiler ve nasrânîler ve Sâbiîler olsun bunlardan her kim Allah’a ve ahret gününe iman eder ve Hazret-i Muhammed’in dini üzerine salih bir amel işlerse, elbette bunların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerdir. (Bakara 62)

Nasuhiyye  18. Yüzyılda Şeyh Mehmet Nasuhi tarafından İstanbul’da kurulan bir Halveti kolunun adıdır.

Nâşize  Evden kaçan evli kadın olup, nafaka hakkından men edilmiştir.

Navuşşiye  İmam Câfer-üs Sadık’ın ölümsüzlüğüne inanan bir İmâmî tarikatının adıdır.

Nazar Ber Kadem  Nakşi ilkelerinden birisi olup, düşünceyi Tanrı üzerinde yoğunlaştırabilmek için dünyevi hayattan

Nâziât Suresi  Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş dokuzuncu suresinin adı olup, kırk altı ayettir ve Mekke’de inmiştir.

Nebî  Yeni bir din getirmeden insanları daha önce gönderilen bir peygamberin dinine çağıran (eski şeriatı sürdüren) peygamberlerin genel adıdır.

Neccâriyye  MS.10 yüzyılda Hüseyin bin Muhammed en-Neccâr tarafından kurulan bir mezhebin adı olup, Eşari ve Mutezile düşüncelerinin arasını bulmaya çalışmıştır.

Necedât  Necede bin Âmir el-Hanefi el Haricî tarafından kurulan bir Haricî kolunun adıdır. Büyük günah işleyenleri, savaşa katılmayanları ve kendilerinden olmayanları kafir değil münafık saymışlardır.

Neciyyullah  Hz. Nuh’un lakabı olup, ‘Allah tarafından tufandan kurtarılan’ anlamına gelmektedir.

Necm Suresi  Kur’ân-ı Kerîm’in elli üçüncü suresinin adı olup, altmış iki ayettir ve Mekke’de inmiştir.

Necs, Necis, Neces  Dini açıdan temiz kabul edilmeyen kâfirleri tanımlayan terim Kuran’da geçmektedir:

“Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necestir. Onun için bu yıllardan sonra onlar Mescid-i Harâm’a yaklaşmasınlar.” (Tevbe 28)

Nefes  Bektaşi tarikatının tekkelerinde öğretiyi tanıtmak ve sevdirmek için söylenilen dini şiirlerin adıdır.

Nefh-i Rûh  Hıristiyan inanışında Tanrı’nın nefesini üfleyerek Âdem’i canlandırması ve Cebrail’in Meryem’e soluğunu vererek Tanrı adına kadını İsa’ya hamile bırakması ‘ruh üfleme’ sayesinde gerçekleşmiştir.

Nefh-i Sûr  İsrafil’in kıyamet gününü borusuna üfleyerek haber vermesi işinin adıdır.

Nefha  İsrafil’in kıyamet zamanı Sûr’a üflemesi işinin adıdır: “Sûr’a nefha edileceği o gün bölük bölük gelirsiniz.” (Nebe’ 18).

Nefhat-ül-Ba’s  İsrafil’in kıyamet sonrasında sûra ikinci defa üflemesiyle tüm canlıların dirilmesini tanımlayan deyimdir:

‘Kıyametin yok edici sûr’undan sonra, ikinci bir sûr üflenir. Bu sese, bütün beşeriyyet tâbi olur. Bu emir ile kalkıp hâzır olurlar’ (Zümer 62)

Nefhat-ül-Fer  İsrafil’in kıyamet kopmasına yakın Sûr’a ilk defa üflemesi işidir.

Nefs  Tasavvufta insanın maddi arzuların esiri olmasını ve kötülüğe yenik düşmesini sağlayan bedensel isteklerin adıdır.

Alevilikte nefs yedi aşamada eğitilir:

  1. Nefs-i emmare: İnsanı kötülüğe zorlamaktadır
  2. Nefs-i levvame: Az eğitilmiş nefs
  3. Nefs-i Mülhime: Eğitilmemiş ama olgunlaşmamaış nefs
  4. Doygun nefs: İyiliği ve gerçeğe yönelmiş nefs
  5. Razı olan nefs: Tanrıdan gelen her şeyi hoş karşılayan nefs
  6. Nefs-i merziye: Eğitilmiş, olgunlaşmış ve Tanrı sevgisine mazhar olmuş nefs
  7. Olgun nefs: Eğitilmiş, olgunlaşmış, arınmış en yüksek basamağa ulaşmış nefs

Nemrut  Tanrıya inanmayan ve İbrahim peygamberi ateşte yakan kralın adı olup, Tanrı tarafından beynine bir böcek sokularak cezalandırılmıştır.

Nesih  Kuran ayetlerindeki hükümlerin daha önceki ayet ya da inançları geçersiz kılması işinin adı olup İslam alimleri arasında sürekli tartışma konusu olmuştur. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise “Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rab’bin sözü sonsuza dek kalıcıdır.” (1 Petrus 1:25) sözlerinden anlaşılacağı gibi nesih ilkesini ve Tanrı’nın sonradan sözünü değiştirebileceği düşüncesinin kabul etmezler.

Nikab  Arap kadınlarının şeriat gereği saçlarını örtüp, yüzlerini gözlerini açık bırakacak şekilde kapatan bir çeşit hicab (baş örtüsü) adıdır.

Nimetullahiye  15. yüzyılda İran şahı Nimetullah tarafından kurumuş bir On iki İmamcı bir tarikatın adıdır.

Ninava  Eski Asur krallığının başkenti Nineveh’in Arapça adı olup, bu kentin halkına doğru yolu göstermek için Yunus Peygamber (Kur’ân 37:147) gönderilmiştir.

Nit  Güneşin anası olduğuna inanılan bir tanrıçası olup, Libya civarında tapınılmıştır.

Nitak-ül Cevzâ  Ebu Bekir’in kızı Esma’nın lakabı olup, hicret sırasında yük taşıması için kuşağını ikiye bölerek babasına verdiği için bu adı almıştır.

Niyaz 1.  Tanrıya yakarma anlamına gelen terim, ibadetle özdeşleştirildiğinden “niyaz olmadan namaz olmaz” deyişine ilham kaynağı olmuştur.

  1. Bektaşilikte diz çökerek babanın sağ ve sol dizini öpmek suretiyle gerçekleştirilen saygı gösterme işinin adıdır.

Niyaziyye, Mısriyye  Malatyalı Mehmet Niyazi tarafından 17. yüzyılda kurulan bir Halveti tarikatının adıdır. Cifir hesabından medet uman, Mehdi olduğunu iddia eden Niyazi Hz. Muhammed’in torunları olan Hasan ve Hüseyin’in de peygamber olduğunu ileri sürmüştür.

Noktavîlik  Mahmut-u Matrud adlı Hurufi tarafından kurulan bir tarikatın adıdır.

Numâniyye  Bir İmamiyye tarikatının adıdır.

olduğuna inanılan büyük bir tepenin adıdır.

Nûr  Arapça ‘aydınlık, parıltı’ anlamına gelip Kur’ân-ı Kerim’de ‘Allah’ (24:35), ‘iman’ (57:28) ve ‘Kur’ân’ anlamlarında (15:15, 42:52) kullanılmıştır. Tur dağında Tanrı, Musa peygambere ışık formunda görünmüştür.

Nurbahşiyye  15. Yüzyılda Abdullah Nurbahş tarafından kurulmuş bir Kübreviyye kolunun adıdır.

Nurculuk, Nur Cemaati  Risale-i Nur Külliyatı’nın yazarı ve Risale-i Nur hareketinin kurucusu Bediüzzaman lakaplı Said Nursî’nin (Said-i Kürdî) (1878-1960) kurduğu temeli Nakşibendilik’e dayansa da Sünni İslam ile çatışan özelliklerinden dolayı bir tarikattan çok yeni bir olduğu da iddia edilen İslamî hareketin adıdır. Kuran’ı günümüze göre yorumladığını iddia eden Nursi Atatürk devrimlerinin dinsizlik olduğunu düşüncesini yaymakta olduğunda, Cumhuriyete ve çağdaş rejime karşı olduğu, siyasi amaçlı dernek kurduğu iddiasıyla Cumhuriyet döneminde birkaç defa tutuklanmıştır.

Nusayriyye  9. yüzyılda Muhammed bin Nusayr tarafından kurulan on iki imamcı bir tarikatın adıdır. Nusayrilerin cennete giderken Nusayri olmayanların ruhlarının ise öldükten sonra hayvan bedenlerine gireceğini iddia etmişler, ayinlerinde kutsal buldukları şarap içmişler, Hıristiyanların Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesine benzer nitelikte bir Ali-Muhammet-Selman üçlemesi yaratmışlardır.

Nüceba  İnsanlara dar zamanlarında yardıma geldiklerine inanan velilerin adı olup, Arapça ‘soylular’ anlamına gelmektedir.

Nükkariyye  Hariciliğin bir kolu olup, İmam Abdurrahman bin Rüstem’i tanımadıklarından dolayı ‘inkar eden’ anlamına gelen bu adla tanınmışlardır.

Nümeyriyye  Galiyye’nin bir kolunun adıdır.

On dört Masum  Şiiler ve Alevilerin Hz. Muhammed, Fatma ve On iki İmam’a verdikleri isimdir.

On iki İmam, Eimme-i İsnâ Aşer  Şii inancında Ali’den itibaren 12 imam halife kabul edilmekteyken, Aleviler bunların peygamber niteliğinde olduğuna inanmaktadır. Sırasıyla:

  1. Hz. Ali: Hz. Muhammed’in amcasının oğlu ve damadıdır.
  2. Hz. Hasan: Hz. Ali’nin büyük oğlu
  3. Hz. Hüseyin: Hz. Ali’nin ikinci oğlu
  4. Hz. Zeynelabidin: Hz. Hüseyin’in oğlu
  5. Muhammed Bakır: Hz. Zeynelabidin’in oğlu
  6. Caferi Sadık: Muhammed Bakır’ın oğlu
  7. Musa Kazım: Caferi Sadık’ın oğlu
  8. Ali Rıza: Musa Kazım’ın oğlu
  9. Muhammed Taki: Ali Rıza’nın oğlu
  10. Ali Naki: Muhammed Taki’nin oğlu
  11. Hasan Askeri: Ali Naki’nin oğlu
  12. Muhammed Mehdi: Hasan Askeri’nin oğlu

On iki İmam Orucu Bkz. Muharrem Orucu

On iki İmamcılar, Onikiciler, İtna Eşariye  İran, Azerbaycan, Irak ve Bahreyn’de yaygın 12 İmam’a inanan en kalabalık Şii grubunun adıdır. Şii, Caferi ve İmami isimleriyle de bilinirler.

İmamiler:

  1. Kur’ân’a alternatif yorum getirirler
  2. Hadisleri farklı yorumlarlar
  3. Bazı hadislerin doğruluğunu kabul etmezler
  4. 12 İmamın masumiyeti ve doğruluğuna inanırlar
  5. Sünnilerin kesinlikle kabul etmediği mut’a ‘geçici evlilik’i uygun bulurlar
  6. Son imamın bir mağarada saklandığına ve zamanı geldiğinde Mehdi olarak ortaya çıkacağına inanırlar.
  7. Hüseyin’in şahadetini her yıl Muharrem ayının 10. gününde (Aşure) ‘Matem’ adı verilen törenler düzenleyerek anarlar.
  8. Bazıları Hz. Ali’yi tanrının habercisi olarak Hz. Muhammed’e eş tutar.

Oruç  İslam’ın beş şartından birisinin adı olup, gün ağarmasından güneş batıncaya dek yemek, içmek ve cinsel ilişkide de bulunmamak gerekmektedir. Hıristiyanlar ve Yahudiler de yılın belli günlerinde oruç tutmakla birlikte sadece İslam’da bir ay süreyle Ramazan ayında oruç tutmak farzdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey Müminler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. Umulur ki oruç sayesinde fenalıklardan sakınırsınız.” (Bakara 183)

Oruç Kazâsı  Dinen kabul gören bir özür sebebiyle Ramazan ayı içinde oruç tutulamayan günleri (Kurban bayramına rastlamayan günler dışında) tutarak telafi etmesi işidir.

Oruç Kefâreti  Ramazan ayında bilerek orucu bozmanın cezası olarak köle azat etmek ya da aralıksız altmış gün oruç tutmaktır.

Ölüler Kitabı  Hz. Muhammed’in hadislerinden yola çıkan sufi Abdurrahman İbn-i Ahmet El-Kadı’nın ölümden sonra ruhun yolculuğunu anlatan kitabıdır.

Öşür, Uşur, Öşr  Topraktan elde edilen ürünün zekâtının adı olup, Müslümanlara farz kılınmıştır ve 1/10 orandadır.

Özr, Özür  Abdesti bozan şeylerden birisi (yellenmek, bir yerin kanaması, idrar kaçırmak gibi) olup istek dışı yapılmasına karşın namazı bozmaktadır.

Kaynakça

Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınları. Ankara, 2009