Cibali, Haliç’in batı kıyısında, Kasımpaşa’nın tam karşısında Unkapanı ile Eyüp arasında yer alan tarihi bir semt olup, adını Tüfekhane ve Aya kapıları arasındaki bulunan tarihi kapıdan almıştır. Söylenceye göre Osmanlı fethi sırasında Bursa Subaşısı Cebe Ali maiyetindekilerle birlikte kente bu mevkiden girince önceden ‘Porta eis Pegas’ (Πόρτα εις Πηγάς) olarak bilinen kapıya ve civarındaki semte onun adı verilmiştir. P. Gilles’in bildirdiği “Porta Jubalica” adı ise 18. yüzyıla dek semtte oturan ispanya kökenli Yahudilerin mirası olmalıdır.

Cibali nerede? Cibali’ye nasıl gidilir?

Cibali tarihi

17. yüzyıl ortalarında bölgeye gelen Eremya Kömürciyan Cibali kapısının civarında yolun her iki tarafında bulunan evlerde Rum ve Yahudilerin yaşadığını, sahilde

Cibali, 5 Mart 1917

bakkal, balıkçı, kasap, mum yapımcıları ve diğer meslek sahiplerinin dükkânlarının varlığından bahsetmiştir. 19. Yüzyıl başlarında II. Mahmut dönemi kayıtlarında Unkapanı ile Cibali arasındaki sahil kesiminde büyük ölçüde Yahudiler ve birkaç Rum ailesinin, Cibali ile Aya Kapı arasında ise daha çok Rum ile az sayıda Müslüman ailenin yaşadığı görülmektedir. 16. yüzyılda Patrikhane’nin Fener’e taşınmasından sonra Cibali Ortodoks cemaatinin önemi artmış, 18. Yüzyılda önemli Rum aileleri, kuyumcu, kürkçü, terzi ve diğer zengin tacirler hatta çevrimenlerin bölgeye yerleşmesi ile iyice büyümüştür.

Cibali kapısı, 1938

Osmanlı kayıtlarında Mahalle-i Aya veya Αya Kenisâsi Mahallesi’nde 1481’de 10’u Midilli adasından, 55’i Trabzon’dan gelme, 50’si balıkçı toplam 115 Rum ailenin yaşadığı anlaşılmaktadır. Yahudi nüfusun yoğun olarak yaşadığı semte 18. yüzyılda varlıklı Rum aileler, 19. Yüzyılda ise Anadolu’dan Karamanlı Rumlar yerleşmiştir. II. Mahmud döneminde (1808-1839) bir Bostancıbaşı Defteri’ne göre çoğunluğu Yahudilere ait olan mülkler arasında az sayıda Türk evi de bulunmaktaydı. Koçu’ya göre avam yatağı olan Cibali Osmanlı’nın son döneminde meyhaneleri ile ünlü olup, bu meyhanelerin müşterileri arasında tulumbacılar, beygir ve araba sürücüleri, fırın hamurkâr ve tablakârları, kayıkçılar ve gemiciler yanında efendiden kişiler de bulunmaktaydı. 2 Eylül 1624 tarihinde bir kalafatçının

Cibali Tütün Fabrikasında kadın işçiler. İstanbul, 1946

yaktığı fundanın tutuşması ile tüm sahildeki kayıkhaneler, Aya Kapısı, Cibali Kapısı ve Küçükmustafapaşa Çarşısı kül olmuş, ayrıca Haziran 1693, 17 Temmuz 1718, 9 Mayıs 1724, 6 Temmuz 1756, 22 Ağustos 1782 ve l Temmuz 1833 tarihlerinde de çıkan yangınlarda semtte bulunan pek çok yapı harap olmuştur.

Lozan antlaşması sonrasında Rum nüfus azalmış olup, Türk hükümeti 5 Ekim 1918 tarihi sonrasında semte yerleşen yani etabli olmayanlar ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlar, 1928 yangını sonrasında da pek çok aile başka semtlere dağılmıştır. Patrikhane’ye göre 1949’da 69 Rum ailenin yaşadığı semtte okula giden 18 Rum öğrenci bulunmaktaydı. 1950’li yıllarda Cibali ve civarı Karadeniz bölgesinden

Tiyatro oyunu ve filmlere konu olan meşhur Cibali Ayakapısı Karakolu, 1900

özellikle Rize’den yoğun göç almıştır.

Cibali Mahallesi tarihi yapılar

Semtteki en önemli dini yapı Aya ve Cibali kapıları arasında yer alan Aya Nikolaos kilisesi olup, öncesinde Aya Theodosia adıyla bilinen kilise Osmanlı fethi sonrasında 1512’de camiye dönüştürülmüş ve Gül Camii adını almıştır. Aya Nikolaos kilisesinin adı Bizans dönemine ait kayıtlarda anılmadığı için Osmanlı fethinden hemen önce inşa edildiği sanılmaktadır. 1716 yangınından zarara göre yapı 1720’de inşa edilmiş, 1790’da ise onarılıp, narteks eklenmiştir. 1894

Cibali yangını, 13 Haziran 1913

Cibali yangını, 13 Haziran 1913

depreminde hasar gören önce 1906 ve 1998’de onarılmış, 1920’de çan kulesi eklenmiştir.

Karasarıklı Sokağı’nda bulunan Karasanklı Elyan Dede Türbes istimlaklar sırasında kaldırtılmışsa da kitabesi duvarda asılıdır. Nalıncı Cemal Sokağı’nda ise Nalıncı Mehmed Mimi Dede’nin türbesi yerinde durmaktadır. Cibali Kapısı girişinde sağda Cibali Karakolu yıkıntısı içinde ise Cebe Ali Türbesi ile tarihi bir çeşme bulunmaktadır. Sivrikoz Mescidi ve Haraççı Kara Mehmed Cami ise semtin diğer dini yapılarıdır. 1884 yılından başlayarak reji şirketinin binası olarak inşa edilen Cibali Tütün ve Sigara Fabrikası, 1924’de Reji’den Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne devredilmiş, 1946’da ilk yerli puroyu, 1959’da Samsun adıyla ilk filtreli sigara üretimi gerçekleştirilen fabrika 1997 yılında mimar Mehmet Alper tarafından Kadir Has Üniversitesi‘ne dönüştürülmüştür.  Cibali’nin Haliç kıyısında yer alan tersane ve mezbelelikler kaldırılarak 1985-1989 arasında park yapılmıştır.

 

KAYNAKÇA

Βυζάντιος, Σ., Η Κωνσταντινούπολις. Περιγραφή τοπογραφική, αρχαιολογική και ιστορική Α. Atina, 1851. s. 559-560

Belge, M., Istanbul Gezi Rehberi. Istanbul, 2007. s. 165

Kazgan, H. (1984). “Osmanlı Hükümeti’nin Reji Şirketi Karşısındaki Acizliği”, Ekonomide Diyalog, Mayıs

Κεσίσογλου-Καρυστινού, Μ., Ενορία της Αγιάς Κωνσταντινουπόλεως – Τζιμπαλί. Atina, 1998. s. 25, 28, 44, 49,50, 73

Κιομουρτζιάν, Ι.Τ., Οδοιπορικό στην Πόλη του 1680. Atina, 1992. s. 51-52

Koçu, R.E., İstanbul Ansiklopedisi. İstanbul, 1963 s. Cilt 7. s.3.549

Μήλλας, Α., Σφραγίδες Κωνσταντινουπόλεως. Ενορίες Αγιωτάτης Αρχιεπισκοπής. Atina, 1996. s. 73.

Taşkın, Figen (1994).Cibali. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. İstanbul II: 428-429

Takip, tavsiye ya da beğeni için