Doğu Karadeniz’de büyümekten geri kalan çocuk hatta hayvan yavruları basık, basuk ve vuruk (Ünye) olarak adlandırılmakta, loğusa kadın ya da ineğin bulunduğu eve silahla girilirse kadın ya da ineğin basılacağına inanılırdı. Basılmaya neden olan faktörler, yöreden yöreye değişmekle birlikte, genellikle annelik ve loğusalık döneminde maruz kalınan şartlara bağlanması adeti ortaktır.

Hemşin’de hamile kadınlar ve çocukların, cenaze geçerken, tabut hizasının altında kalmasının doğacak çocukta basıklığa neden olacağına inanılır ve bunu önlemek için çocuklar ve kadın yüksek bir yere çıkartılırdı. Gümüşhane’de yeni doğum yapmış olan anne, daha kırkı dolmadan kendisinden sonra doğurmuş olan bir komşusunu yoklamaya giderse, gidilen evin çocuğunun basar olacağına ya da o evde bir daha çocuk olmayacağına inanılırdı. Trabzon ve Rize’de ise sadece çocuklar değil ineklerde basılabilirdi. Kurban bayramında eve et girdiği zaman hamile, loğusa ve çocukların basılmamak için ayağa kalkması gerekirdi. Kırkını geçmemiş iki yeni gelinin karşılaşması, silahlı birinin hamile kadının bulunduğu odaya girmesi, yeni evli damadın tabutun altına girmesi, tabutun çocuğun üzerinden geçilmesi gibi etkenler basılmaya sebep olmaktaydı.

Borçka’nın Laz köyü olan Çhala’da (Düzköy) çocuk baskın olmuş, ayaklarının üzerinde duramıyorsa, yedi tek nikâhlı olan kapılardan mum toplanarak, çocuğun yastığının altına konurdu. Okunmuş mumlar üç Pazar çocuğun başından dökülür. Sonra mumlar bir beze sarılarak dört yolun ağzına gömülür, çocuk üç sabah namazdan sonra o mumlara bastırılırdı. Şavşat’ta çocuk terazinin bir tarafına çocuk, bir tarafına da çocuk neden basılmışsa o konur ve çocuk onunla tartılırdı. ğer ba-san kedi köpek ise o kedi veya köpek bulunur çocuk ona bastırılırdı.

Çocuğu olmayan kadınlarında basıldığına inanılan bölgede bu durumdaki kadınlar cuma günü komşulardan mum toplar, eriyen mum ağırşağın (yün eğrilen çubuk) ucundan dökülür. Mum kert kert şekil alırsa kadın böcekten baskın, insan şekli alırsa insandan baskın olmuş denirdi (Ardanuç). Bölgede aynı zamanda cüceler ve kısa boylu insanlar da basık olarak anılmaktadır.

Türkçe bir kelime olan basık kelimesi basmak fiilinin kökünden Altayca, Azerice, Balkarca, Gagauzca, Karakalpak, Kazakca, Kumıkca, Nogayca, Tatarca, Tuvanca, Türkmence, Uygurca’da tespit edilen bas- kökünden (Macarca pas-) türetilmiştir.

Kaynakça

BALIKÇI, G. (1995), Rize-Pazar Akbucak, Ortayol ve Uğrak Köyleri’nin Etnik Yapıları. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkbilim Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. s. 164

CLAUSON, G. (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish. Oxford s. 373

EMİROĞLU, K. (1989), Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü s. 53

GEDİKLİ, F. (2004), Akçaabat Yazıları. Yedirenk Yayınları. İstanbul s. 173

ÖZCAN. S (1990), Gümüşhane Kültür Araştırmaları ve Yöre Ağızları. Kültür Bakanlığı s. 433

ÖZTÜRK, Özhan. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola Yayınları. İstanbul, 2005

Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi (1939-1951). Maarif Matbaası. İstanbul s. 168, 169

Takip, tavsiye ya da beğeni için